Günler gelip geçiyor ve aşk kalıyor. Orada nesnelerin içerilerinde, çok derinlerinde, bu dünyanın akıntısı, öteki dünyanın ters akıntısı ile karşılaşıp çarpışıyor ve bu karşılaşma ile çarpışmadan acıların en büyüğü ve en tatlısı oluşuyor: yaşamak acısı.
Biz insanlar ne büyük acılara, ne büyük mutluluklara dayanıyoruz, çünkü bu acılar ve mutluluklar küçük olaylardan oluşmuş büyük bir sis tabakasına bürünerek geliyorlar. Yaşam bu işte, sis.