Nasıl ki bir kalp ortadan ikiye ayrılıp da iki sevgiliye taksim edilemezse ; o da içinde taşan coşkunluğun bir kısmını boşaltıp yerine başka bir şey koyamayacağını çok iyi biliyordu.
İnsanın güzeli, çirkini, fenası yahut iyisi vardır ancak diğer tüm canlılar aynı kuvvettedir; hepsi iyidir, hepsi güzeldir. Çirkinleşen tabiat değil, bizleriz.
Çünkü insan nisyanın kölesiydi, bir yaptığını tekrar, tekrar ve tekrar yapardı. Yaradan, adına insan denen bu garip mahluka kul olduğunu hatırlaması için bir hata payı bırakmıştı ve belki de bu yüzden onun adı insandı.
Bu koca dünyaya ıstırap çekmeye gelmişti sanki. Belki, diye düşündü, başka memleketlerde neler yaşanıyordu kim bilir, nice insan vardı perişan, amansız, hastalıklı. Ama var mıydı bu kadar çaresiz, köhnelesmis onun gibi birileri? Yalnızlığa hayıflanıyordu içten içe: " Bir insan neden daimi sevmez yahut sevilemezdi bu dünyada, neden herkes çekip giderdi bir gün? Neden herkes birbirine çiçekler sunabilecekken, kuru yaprak gibi savurup hiçliğe mahkum ederdi?