Yaşamak denilen şey çok tuhaf, diye düşünür gülmesi biterken. Bazı olaylar geçtikten sonra bile, onca korkunç şeye maruz kaldıktan sonra bile, insan yiyor, içiyor tuvalet ihtiyacını görüyor, yıkanıyor ve yaşamaya devam ediyor.
Hatta kimi zaman kahkahalarla gülüyor.
Olması gerekenden çok daha sakindi, içinde öyle büyük acılar mayalanmış, öyle onulmamış yaralar taşıyormuş da bu sadece görünen yüzeyiymiş gibi, korkutan türden bir sakinlik.
Orada bir kahvehane vardı.
Ama iki fincan çay içmek için oturmadık, sahi neden?
Dünya harap olurdu eğer orada birkaç dakika oturup ve birer fincan çay içseydik?
Acele hep acele
Hangi cehenneme gitmek istiyordum?
Ben, hayata ulaşma bahanesiyle, her zaman hayatı öldürdüm.
Madmoud Dolatabadi
Daha gençken, bir şekilde üzüntüyü sözcüklere dönüştürmeyi denemiştim. Fakat sözcükleri ne kadar zorlarsam zorlayayım o sözcükleri birilerine söylemediğim gibi, kendi kendime bile söyleyemediğimi düşünüp bunu yapmaktan vazgeçmiştim. Öylece sözcüklerimi hapsetmiş, yüreğimi kapatmıştım. Derin üzüntüler gözyaşı şekline bile dönüşmezler.