Darwinizm kavramının yaratıcısı Herbert Spencer'ın felsefesinden hareketle kurgulanmış bir eserdir. Doktor Darwin'in biyolojiye dair teorilerini alıp sosyolojiye, insan davranışlarına uyarlayan Spencer "Yeni Emperyalizm" denen politikanın da kurucularından sayılabilir. Uyarlamak sözcüğü biraz yanlış kaçabilir, uydurmuş diyelim. Zira Doktor Darwin'le uzaktan yakından alakası yoktur bu fikirlerin. Doktor Darwin bir bilim adamıdır, araştırmacıdır, Spencer ise sadece bir fikir adamıdır. Güçlü olanın zayıf olanı ezmesinin doğal karşılığı olarak, Spencer fakir ülkelerin kendilerini yönetmekten aciz oldukları için daha güçlü ülkelerin onları yönetmesini savunmuştur. Hasılı kelam fakir olduğu için doğrudan "elenmiş" sayılan Martin'in "üst insan" olma yolundaki adımları ve nihayeti anlatılmıştır burada. Nietzsche'nin "Übermensch" kavramı da o çağın olmasa olmazı olduğu için esere kaçınılmaz olarak eklemlenmiştir. Benim hoşuma giden bir sahnesi ise kadın baş karakter Ruth'un, Martin'in boynunu izlerkenki halidir. Bir tür vampir kadar soluk benizli, üst sınıf insanı Ruth, fakir ama kanlı canlı olan Martin'in boynuna sürekli olarak bakar. Apaçık bir üst sınıfın alt sınıfı yeme arzusunun sembolüdür, ya da yediğinin.