Özür diliyorum, ama yazan rahibe değil.
Örtüldük tepeden tırnağa, ama kadınız biz. Bu örtünün altındaki de Héloïse; her dişiden daha fazla dişi. Ve aşk... Ona bir Abélard öğretisi. Yalnızca kendime acımıyorum;
tüm varlığım acıdan kıvransa da, merhametim biraz da sana.
Hiçbir şey unutturamaz bana yazıların yüzünden çektiklerini.
Nasıl da zalim bu anılar.
O kör yıllar boyunca sakladığım acı çıkıyor yüreğimden, karşıma dikiliyor; bakıyorum:
Aynı yaşlardayız onunla, boyumuz-bosumuz aynı.
Tepeden tırnağa ben'im bu acı. Artık saklayamıyorsam onu kendimden, nasıl saklarım, bir zamanlar bütün varlığımla teslim olduğum senden?
Biliyor musun? Başım göğe ererdi sana bakarken.
Sanki bende olmayan her şey sende vardı.
Sanıyordum ki, tüm acıları geride bırakacak kadar güçlüsün.
Yanılmışım. Zayıflıktan değil acıların.
Öylesine güçlüsün ki, gözgöze yaşıyorsun acılarla.
Sakınmıyorsun, gözlerini kaçırmıyorsun onlardan.
Düşünüyordum, hatta korkuyordum, uzun süren suskunluğun ya benden çalınmış huzursa, ya beni unutacak kadar güçlenmişsen...
Oysa ancak anılara teslim olmayacak kadardı benim gücüm. On yıldır dökemediğim gözyaşlarımdır delilim.