Varlığı on sekiz bin alem için katkısız bir rahmet,
Yokluğu, İslam’la şereflenmiş gönüller için yakıcı bir hasret,
Her sözü, her tavrı, her hali ümmet için emsalsiz bir servet,
İnsalığın yüzakı , gönül aydınlığı, ahlakını bizzat Allah'ın övdüğü Hz. Muhammed…
Ne şiirler söylendi uğruna sevgisi kalpleri diriltsin diye, ne yaşlar aktı gözlerden aşkıyla yanan kalpler yatışsın diye, ne kitaplar yazıldı hakkında örnek hayatı herkesçe bilinsin diye. O hayat ki her anı vahyin onayından geçmiş ve her hali insanlık için irşaddı, Allah’ın rızasını kazanmak için ne yapmalı sorusuna verilmiş en güzel cevaptı. O hayatın sahibi Hz. Muhammed (s.a.v) , İslam tarafından kıyamete kadar model insan olarak sunulmuş ve böylece O'nu gelecek kuşaklara tanıtmak dini bir vecibe olmuştur.Bu nedenle asırlar boyu söz ustaları, sözlerini onunla güzelleştirenler kervanında yer almayı şeref bilmiştir. Kimileri siyer kitapları yazarak anlatmış o güzeli, kimileri megazi. Kimileri uzun kasideler yazmış O'nun için, kimileri şemail. Ne var ki şimdiye kadar hiç kimse O'nu modern bir yazım tekniği olan roman türüyle anlatma yolunu benimsememiştir. Zira bu yazım türünde ayrıntılı psikolojik tahlillerin ağırlıkta olması ve kişisel yorumlara sıkça yer verilmesi gibi durumlar, romanlara konu olan kutsal imgelerin zarar görmesi tehlikesini doğurmaktadır.
Divan Edebiyatını sevdiren adam olarak tanınan ve şimdiye kadar çok okunan onlarca kitaba imza atan İskender Pala’nın kaleminden ‘Bülbülün Kırk Şarkısı, bu alanda yazılmış öncü bir kitap olmuştur. Nitekim yazar da kitabını, roman tadında bir siyer olarak takdim etmiştir. İskender Pala, doğru bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olan siyer kitaplarından farklı olarak, sadece tarihi bilgiler vermekle yetinmemiştir. Kitapta