Zihnen çalışan insanın genelde mesut bir hayatı vardir. Çünkü gerçek mutluluklardan yoksun değildir. Hayati mutlu kılan budur. Tembelin sandığı "hayat bir hayalden ibarettir” fikrini aklımızdan kovar. Dış etkenlerin bizi oyalamasından alıkoyar. Aklın fuzuli işlerle meşgul olmasına izin vermez. Çalışmanın dolaylı faydaları da vardır. Kalıcı huzur, elit insanlık sitesinde şaşalı bir hayat, saygılı, mutlu bir yaşlılık dönemi sunar. Ruhun ve iç huzurun dışında çevremize karşı otorite kurmamızı sağlayan düzgün bir benlik ve başarı duygusu verir. Bu huzuru lüks hayatına, malına, şanına, gücüne rağmen bulamayanlar var. Çalışkan insan bunu çok doğal bir şekilde, çalışmanın ürünü olarak elde eder.
Sadece metotlu ve devamlı bir çalışma aklın güçlü ilgi duymasını ve sürekli keyif almasını sağlayacaktır. Dağa tırmananların zirveye yaklaşırken duydukları sevinç gibidir.
Toplumumuzda yirmi yaşındaki bir gencin bakirliğiyle alay edilmesi ve erkekliği konusunda ispat gibi görülmesi ne acıdır. Gerçek güç gösterisi, gerçek enerji, kendini kontrol etmek ve iradesine hâkim olmak değil midir?
Burda bahsedilen şey cinsel aşk elbette, başka şey değil. Hayvanlarla aynı olan anlık bir spazm, nasıl olur da doğa, sanat, çocuk, anne baba sevgisine, fakir fukaranın durumunu düzeltmek için harcanan zamana değişilir!
Tekrar tekrar söylemekten gocunmadan parayı, zamanı aptalca harcadığımızı ve ardından da zihnin boşuna yorulduğunu bilelim. Kaçırdığımız gerçek zevkleri, gezebileceğimiz müzeleri, okuduğumuzda bize muhteşem fikirler katacak kitapları düşünelim; zekice sohbetleri, arkadaşlarla güzelim yürüyüşleri unutmayalım. Zevküsefayı takip edene düşense mutsuzluk, mutsuzlukla rin da en acısı olsa gerek...