E.Ş

Bu geniş ve ağır karanlığın içinde bir aydınlık görüyordu; insan sesini, saatin tik taklarını bilmeyen bu ürpertici sessizlikte hafif hafif sesler duyuluyordu. Diz çöküp eğildiği bedeninin üzerinde zaman sessiz adımlarla geçip gidiyordu…
Sayfa 66·Kitabı okudu
1000k
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dünya artık gözüne sadece yabancı değil, değersiz de geliyordu, çünkü ona verecek bir şeyi kalmamıştı; sevgi dolu fedâkârlığı, Tanrı’ya olan ve yıllar içinde artan ihtiyacı çocukla ilgili düşüncelerinin içinde kaybolmuştu. Sadece resme baktığı- resim onun hem Tanrısı hem de çocuğuydu katedraldeki o bir saat boyunca gerçekten yaşadığını hissediyordu, onun dışında tüm yaptıkları, her şeyin önünden geçip giden bir uyurgezerin özlem dolu yanılgıları gibiydi.
Sayfa 64·Kitabı okudu
1000k
Resmin bitirildiği ilkbahar, böyle yumuşak ve güzel geçti, yaz ise tüm o yaşanan fırtınalar ve açan çiçeklerden sonra ona bir annenin mutlu sükûnetini armağan edecekmiş gibi görünüyordu. Geceleri sıcak ve aydınlıktı, Esther’in içindeki ateşte sönmüştü, aklından tatlı düşler geçiyordu. Hayatı aydınlanmıştı, sakin ve huzurluydu, günleri ve saatleri hep aynı ritimde geçiyor, karanlıkta kaybolan tüm amaçlar uzak gelecekteki aydınlık yollara işaret ediyordu.
Sayfa 60·Kitabı okudu
1000k
Ertesi gün resim, sunağın uzun süre öksüz kalmış öbür kanadını süslüyordu. Garip olan ise bu iki Meryem Ana resiminin birbirine benzediği kadar birbirinden farklı olmasıydı. Biri kendisini yaşamın güzelliğine güvenle bırakmış, diğeri ise acının o karanlık meyvesini tatmış ve gelecekte olacak korkunç olayları sezmiş iki kız kardeş gibiydiler. Fakat ikisinin de başının üzerinde sevginin yıldızları yanıp sönüyormuş gibi aynı ışık parlıyordu ve o yıldızların altından da ömür boyu yaşayacakları sevinç ve acılarla dolu hayatlarının yolu geçiyordu…
Sayfa 59·Kitabı okudu
1000Kitap
Hayatı tek bir akıntının süreklediği mutsuz bir karışıklığa doğru gidiyordu; etrafındaki karanlık, boş saatlerinde kurduğu imkânsız düşlerini ona gerçekmiş gibi gösteriyordu; bu düşler öyle uzak öyle yabancıydı ki, sağduyuyla, düşünerek dünyayı anlaması imkânsızdı. Uyanan dişiliği çocuk diye bağırıyordu, fakat bunun korku dolu gizemini bilmediğinden, bin çeşit hayalini kuruyordu, bu hayalleri kurarken de Kutsal Kitap hikâyelerindeki sade mucizeleri ya da kendi hayallerinin sihirli olabileceği ihtimalini düşlüyordu.
Sayfa 52·Kitabı okudu
1000k