E.Ş

Gerçeklik kendiliğinden bir köprü oluşturmadığı takdirde, en güzel, en sadık hayalini tuvale yansıtamayacağını bilmenin acısı ateş gibi canını yakınca, işte o zaman kendine o korkunç soruyu sordu: Acaba bunlar olduktan sonra da hâla kendisine sanatçı diyebilir miydi, yoksa tüm hayatı boyunca taşları yan yana dizen bir amele gibi renkleri güçlükle bir araya getiren iyi bir zanaatkâr mıydı sadece?
Sayfa 14·Kitabı okudu
1000k
Reklam
Sanki tüm hayatı bir saat içinde öğrendikleriyle, uykudayken rüyalarına giren, uyanıkken hem işkence hem de mutluluk veren resim tarafından boydan boya hançerlenerek yerinden oynamıştı. Çünkü artık dua ederken Meryem Ana’yı o genç ressamın tablosundakinden farklı hayal edemiyordu: O resim çok hoştu, Meryem Ana hem şimdiye kadar tanıdığı tüm ölümlü kadınların güzelliğinden farklı bir güzelliğe sahipti, ayrıca Tanrısal sezgi ve kadınsı tevazu nedeniyle mutlu görünüyordu.
Sayfa 13·Kitabı okudu
1000k
Sürekli çalışmakla, hatta belki de kendi içine bakma fırsatı bulamayacak kadar çok yoğun çalışmakla geçen hayatı, genç ressamın resimine baktığı günden bu yana başka bir boyut kazanmıştı: Geçmiş ve gelecek birdenbire parçalanmıştı, içine sadece karanlığın ve gölgelerin akın ettiği boş bir ayna ona bakıyordu. Yukarıya kadar tırmanıp cesurca son adımı atarken birdenbire yanlış yola girdiğini düşünüp korkuya kapılmak,ileriye doğru birkaç kolay adımı atacak gücü kaybetmek kadar korkunç bir şey yoktur hayatta.
Sayfa 12·Kitabı okudu
“Çünkü karşılaştığımız her kadının güzelliğinin farkına varıp resmedemezsek, sevdiğimiz kadınların hoş güzelliğini neyle kıyaslayıp resmedebiliriz ki? Bizler, Tanrı’nın birer sureti değil miyiz ve en mükemmelini tasvir edebilmek için görünmeyenin soluk bir kopyası olsa da, mükemmele en yakınını resmetmemiz gerekmez mi?…”
Sayfa 9·Kitabı okudu
1000k
“Bu bir mucize, apaçık bir mucize işareti bu, herkes anlamaz, ancak başına gelen kişi anlar,”diye mırıldandı ressam, …
Sayfa 7·Kitabı okudu
1000k
Reklam