Ne zaman Maryam aklına gelse, Aziz Bey dilinde tatlı bir soğukluk hissederdi. Nane şekeri lezzetinde bir duygu dolaşırdı içinde. Sonra yerini uzun süren bir acılık alırdı. Bu aşkın öncesini, başlamakla başlamamak arasında kararsız, o en lezzetli anların, en hülyalı safhasını hatırlamaktan hep kaçtı. Aslında unutmak istemekte haklıydı. Hatırladıkça hayatının nasıl yatak değiştirdiğini, ağır bir yanılgının yükünün altında nasıl ezildiğini de hatırlıyordu.
Güneşten ağır ağır gölgeye geçilir gibi, pek anlamadan akşam olur gibi, ışıklı, neşeli bir yüzden kederlere geçti Aziz Bey. Kederli bir mazisi oldu. Burnu hep havada, başı dikti hep. Başka türlü yaşamayı beceremediyse de o gece Haliç’in kirli sularına bakarken anladı ki aslında hep öyle sanmış. Oysa şiddetle yanılmış. Ve yine anladı ki hayatı zaten tümüyle bir yanılgıymış.