Bazen bir kitap, sadece bir hikâye anlatmaz… içimizde saklı kalmış en ilkel duyguları uyandirir.
Beyaz Diş ile doğanın acımasızlığı ve sevginin dönüştürücü gücü arasında gidip gelen bir yolculuğa çıktım. Jack London öyle bir anlatmış ki, bir hayvanın gözünden insan dünyasını görmek insanı derinden sarsıyor.İlk başlarda anlam veremedim sıkıldım bile diyebilirim kitap için ve hatta yarım bırakmayı bile düşündüm ama sonra dedim hayır birakmicam ve ve ve iyiki devam etmişim Gönülden tavsiyemdir
Güç mü daha önemli, yoksa sevgi mi?
İnsanı insan yapan ne gerçekten?
Okurken bazı yerlerde sertliğe, bazı yerlerde ise şefkate tanık oluyorsunuz… ve belki de kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz.
Sizce bir canlıyı gerçekten değiştiren şey korku mu, yoksa sevgi mi?
Yaşam demek hareket demektir ona göre,yaşam harekettir çünkü.
Ama ne olursa olsun vahşete vahşet, analıksa analık..Ana sevgisi ve özverisi ne pahasına olursa olsun yavrularına kol kanat germekten geri durmazdı.
Yaşam amacına uyulduğunda daha da güzelleşiyordu.
İnsanlar sözlerinin dinlenilmesine,buyruklarına anında boyun eğilmesi ne alışıktılar.
Zayıf olan ezilir,güçlü olana ise boyun eğilirdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nietzsche Ağladığında – Irvin D. Yalom
19.yüzyıl Viyana’sında geçen bu roman, gerçek tarihi karakterleri kurgu bir terapi sürecinde bir araya getiriyor. Ünlü filozof Friedrich Nietzsche, derin yalnızlığı ve fiziksel acılarıyla mücadele ederken; dönemin önemli doktorlarından Josef Breuer ise kendi iç çatışmalarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.
Kitap boyunca terapi odasında geçen diyaloglar, adeta bir satranç oyunu gibi ilerliyor. Kim hasta, kim terapist? Güç kimde? İyileşmek gerçekten mümkün mü, yoksa insan en çok kendi gerçeğinden mi kaçar?
Bu romanı özel kılan şey, felsefeyi ağır bir dille anlatmak yerine onu insan hikâyeleri üzerinden hissettirmesi. Nietzsche’nin fikirlerini, kuru teoriler yerine duygularla tanıyoruz. Ve en çarpıcı nokta şu:
Bazen en güçlü zihinler, en derin yalnızlığı taşır.
Okuduğum kitaplarda kendimden bişey bulmayı seviyorum. Kitap bittiğinde beni düşündürmesini seviyorum. Nietzsche ağladığında da tam olarak bunları yaşadım. Kesinlikle tavsiyemdir
Okuyan arkadaşlarım varsa yorumlarda buluşalımOkuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar
Bunalımın ilacı,ruhun doktoru yoktur.
Kimsen o ol.
Herkes kendi ölümünün sahibidir.
Ümit kötülüklerin en büyüğüdür.
Düşünceler duygularımızın gölgesidir.
Beni öldürmeyen şey güçlü kılar.
İnsan kırkına geldiğinde yirmi beşindeyken bilmediği şeyleri hissediyor hayatla ilgili.
Sıfırı neyle çarparsan çarp sıfır elde edersin.
İnsan arkadaşlarını düşmanlarından daha zor affediyor.