Bazen bir kitap, sadece bir hikâye anlatmaz… içimizde saklı kalmış en ilkel duyguları uyandirir.
Beyaz Diş ile doğanın acımasızlığı ve sevginin dönüştürücü gücü arasında gidip gelen bir yolculuğa çıktım. Jack London öyle bir anlatmış ki, bir hayvanın gözünden insan dünyasını görmek insanı derinden sarsıyor.İlk başlarda anlam veremedim sıkıldım bile diyebilirim kitap için ve hatta yarım bırakmayı bile düşündüm ama sonra dedim hayır birakmicam ve ve ve iyiki devam etmişim Gönülden tavsiyemdir
Güç mü daha önemli, yoksa sevgi mi?
İnsanı insan yapan ne gerçekten?
Okurken bazı yerlerde sertliğe, bazı yerlerde ise şefkate tanık oluyorsunuz… ve belki de kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz.
Sizce bir canlıyı gerçekten değiştiren şey korku mu, yoksa sevgi mi?
Yaşam demek hareket demektir ona göre,yaşam harekettir çünkü.
Ama ne olursa olsun vahşete vahşet, analıksa analık..Ana sevgisi ve özverisi ne pahasına olursa olsun yavrularına kol kanat germekten geri durmazdı.
Yaşam amacına uyulduğunda daha da güzelleşiyordu.
İnsanlar sözlerinin dinlenilmesine,buyruklarına anında boyun eğilmesi ne alışıktılar.
Zayıf olan ezilir,güçlü olana ise boyun eğilirdi.