Cansu

Cansu
Kitapların şarjının bitmemesi kadar güzeldir, bisikletin benzin zamından etkilenmiyor oluşu. Bir kitap ve bir bisiklet. Özgürlük ucuzdur. Hepimiz susalım, sözlerin işe yaramadığı anlar vardır.(Körlük)
8/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 18:06
Üç kadın, üç hayat, tek bir talep “ÖZGÜRLÜK” Üç farklı ülke, üç farklı hikaye, üç farklı hayat. Üçü de kendi coğrafyalarında bir şekilde dik durmayı deneyen kendini bulma yolunda olan, bazen aynı noktalarda tökezleyen bazen de hayatı tam da aynı yerden zorlayan Üç kadın.... -Hindistan’da “Smita”, bir kast sistemine dahil bile edilemeyen,insanlığın en alt tabakasında yer alan,hor görülen,okul hayatı hiç olmamış bir “parya”. En büyük hayali kızının okula gitmesi ve bu uğurda hayatını baştan aşağı değiştirecek o kararı veriyor. -Sicilya’da “Giulia”, kuşaktan kuşağa aktarılan atölyede babasının rahatsızlığından dolayı işlerin başına geçmek zorundadır. Atölye batma durumuna gelmiştir. Bu duruma ya yenik düşecek yada mücadele edip savaşmaya devam edecektir. -Kanada’da “Sarah”, başarılı ünlü bir avukat olup kariyerinin zirvesinde kanser hastası olduğunu öğreniyor. Hayatı alt üst oluyor. Hastalıkla savaşmayı mücadele etmesi gerektiğini anlayıp yaşama sımsıkı tutunmaya başlıyor. Çalıştığı yerdeki insanların dışlamalarına maruz kalan ve aynı zamanda hastalığıyla savaşan Sarah’ın, iş yerinden kovulmasıyla savaşı başlıyor. Küçük bir eleştirim var.Keşke kitap biraz daha uzun olsaydı. Kitabın sonunda edilen mücadelelerin, kazanılan zaferlerin, özellikle Smita ve kızı Lalita' nin hikayenin devamını okumak isterdim. Lalitayi okula yazdırıp güzel bir eğitim aldığını bilmek ve hızlı şekilde adepte olup annesi gibi azminin başarısını okumak , Giulia’nın seçimlerinin sonucunda neler yaşadığını bilmek ve üç kadının da hikayesinin sonunun mutluluğa, özgürlüğe çıktığını görmek kitabı daha anlamlı kılardı. “Seven,doğuran,ümit eden,binlerce defa düşüp yeniden ayağa kalkan,eğilen ancak yenik düşmeyen kadınlara…” demiş yazar. Ee o zaman neyi bekliyoruz okumak için? Naçizane tavsiyemdir.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·147 syf.··
2025 31. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 12:03
Kitabımızın baş kahramanı Jonathan Livingston isimli bir martıdır.Bu martımız ,martı olmanın sadece yemek yemekten ibaret olmadığını ve uçma konusunda martıların kendilerini geliştirmesi gerektiğini söyler.Bu fikri diğer arkadaşlarıyla paylaştığı zamanda maalesef ki sürüden kovulur. Yapamazsın, senin kapasiten bu diyenlere inat hayallerinin peşinden koşan Martı Jonathan hepimize birer umut ışığı oluyor. Öğrenmenin sınırı olmadığını bilen Jonathan; ailesinden, sürüsünden dışlanmasına rağmen hayallerine giden yolda başarmak için ilerlemeye devam ediyor ve bu süreçte kalıpları da yıkmaya başlıyor, yeni dünyalar keşfederek hayallerinin peşinden gidiyor. Aslında yazarın anlatmak istediği herkes gibi olmanın dayatıldığı günümüz toplumunda kendinin farkına vararak ve sevdiğin şeylerle varlığını, gücünü kanıtlamanın yolunun asla vazgeçmemek olduğudur. Ve bu yolda mutlaka senin gibi düşünen ve seni takdir eden yoldaşlarla karşılaşacağını aktarmak istemiştir. Aşılamayacak bir engelin olmadığını ve isteyince her şeyin başarılabileceğini ivedilikle anlatmak istiyor. Zihnimizdeki engelleri aşabileceğimizi, hayallerimizin önüne koyduğumuz koca koca taşları kaldırıp ayağımızdaki prangaları kırabileceğimizi, yolumuzu ışıklarla aydınlatabileceğimizi anlatıyor.
Martı / Jonathan Livingston DeğerlendirmeleriRichard Bach · Epsilon Yayınevi · 199480bin okunma
Puan vermedi·49 syf.··
2024 2. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2024 21:00
Kısacık ama günümüzde bile hala geçerliliğini sürdüren bir konu işlenmişti kitapta; Kibir. Zacharius Usta olağanüstü ince bir işçilikle ürettiği kusursuz saatlerle Cenevre şehrinin gururudur. Ünü İsviçre sınırlarını aşıp Fransa ve Almanya’ya kadar uzanmıştır. Saatçiliğin ilerleyen bilime ayak uydurmasıyla, Zacharius Usta da “saat maşası”nı icat eder. Bu icadının ardından kibir başını döndürür. Öyle ya, Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır. Ancak günün birinde imal edip sattığı bütün saatlerin ortada görünür bir sebep olmaksızın birden durmasıyla, öfkeli müşteriler evinin kapısını aşındırmaya başlar. Bir anda hem maddi hem de manevi olarak çöküş yaşar. Zacharius Usta’yı geri döndüremeyeceği bir son beklemektedir artık.. ” O lanet olası saatlerden birini ne zaman dursa kalbimin durduğunu hissediyorum, zira saatleri kalp atışlarıma göre ayarladım!” ” Günün birinde önemli bir insan olursan, güneş ışığının sana gıda kadar gerekli olduğunu anlarsın! Kıymetli bir âlim, varlığını, diğer insanlara gösterdiği hürmete borçludur. ” Kibir, dedi keşiş misafirlerine, iyilik için yaratılmış bir meleği yok etti. İnsan oğlunun kaderinin tosladığı engeldir o. Bütün kötülüklerin anası olan kibre hiçbir mantıkla karşı konulamaz; çünkü kibirli insan, tabiatı gereği, o mantıklı sözlere kulak tıkar..” ” Kibir, termometredeki civa gibi yüreğinde yükselip kabarmış, cinnet hallerinin sıcaklık seviyesine ulaşmıştı.“ Keyifli okumalar
Zacharius UstaJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2023 23:02
Yazardan okuduğum üçüncü kitap olan On Küçük Zenci ile sizlerleyim. Baştan sona soluksuz okuduğum bir kitap oldu. Her şeyin bir şiire uyarlandığı zekice planlanmış ve suçlu olanların değil sadece sebep olanların da bir o kadar sorumlu olduğu düşünülen, adalet üzerine kurulan bir hikaye. Merakınızı kaybetmeden, aksine büyük bir heyecanla okuyacağınız, okurken yorulmayacağınız güzel bir eser. Bir gün On kişiye gelen, 10 mektup. Hepsi "Asker Adası"na davet edilir. Davet eden kişi Una Nancy Owen adında biridir. Davet edilen 10 kişinin bu kişiyi tanıdığı meçhuldür fakat gariptir ki 10 kişi de gitmeye karar verir ve hikâye orada başlar. Her biri için adadaki malikanede özel oda ayarlanmıştır. Her birinin odasında 10 küçük asker şiiri asılıdır ve yemek odasında 10 küçük asker figürü bulunur. Adadakilerin her biri şiirle doğru orantılı şekilde ölürken, her ölen için masada bulunan bir figür enteresan bir şekilde eksilir. Adada onlardan başka kimse yoktur ve ordan ayrılmaları mümkün değildir. Hayatta kalmaya ve katilin kim olduğunu bulmaya çalışmaktan başka çareleri de yoktur. Katil içlerinden biridir ve en sonunda adadaki herkes ölmüştür, peki bu nasıl olmuştur? Kesinlikle çok zekice düşünülmüş, her ayrıntıyı yakalamaya çalıştığım bir romandı. Okurken dünya ile bağı tamamen koparıp kitabın içinde oluyorsunuz. Yazarın en beğenilen romanı olduğunu duymuştum, bence haklı bir tercih. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar. Şiir: On küçük zenci yemeğe gitti, Birinin lokması boğazına tıkandı kaldı dokuz. Dokuz küçük zenci çok geç yattı, Sabah biri uyanamadı kaldı .Kaldı sekiz. Sekiz küçük zenci Devon'a gezmeye gitti , Biri geri dönmedi . Kaldı yedi. Yedi küçük zenci odun kırdı, Biri baltayla kafasını kırdı. Kaldı altı. Altı küçük zenci kovanla oynadı, Birini yabanarısı
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201843,5bin okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 47. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2023 16:09
Modern şehir hayatının ve çağımızın getirdiği en büyük sorunlardan biri bu; "hızla, sonu bir türlü gelmeyecek olan hedeflere doğru çılgınca koşuşturmak" ve koşuştururken etraftaki ayrıntıları, manzaraları, küçük mutlulukları, kısaca hayata dair pek çok yaşanası güzelliği görememek ve kaçırmak... Hızı, hızlı olmayı seven biri olarak, (günümüz dünyasının da bunu gerektirdiğini düşünerek) bana ne katar diye merak ettiğim bir konu ve kitaptı.Bildiğim ve farkındalığımın da olduğu şeylerden bahsediyor Kemal Sayar kitabında.Elinizde çayınız, siz dinliyorsunuz Kemal Sayar konuşuyor yalın bir dille, yavaş yavaş anlatıyor. Ve ekliyor: Bu dünyadan bir kez geçeceksin, YAVAŞLA ! Dışarıya söyle bir bakıvermek yerine, dur, izle, gördüklerini içine sindir ve yoluna devam et. "Artık her yerde ve hiçbir yerdeyiz. Orada ama buradayız. Dostumuzla sohbetteyiz ama telefonun veya sohbet ağının ucundayız. Aslında bütün varlığımızla bir yerde değiliz, parça parça orada ve buradayız." "Evin içinde de televizyonun uğultusunun, bilgisayarın vızıltısının dindiği ‘kurtarılmış’ anlar olmalıdır. Evlere ve okula ‘yavaşla’ tabelaları asabiliriz. Ve sonra atalarımızın ve dedelerimizin öykülerini çocuk ve gençlerimize usul usul anlatmaya başlayabiliriz. " USUL, ASİLDİR "
YavaşlaM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 201513,2bin okunma
Reklam