Birlikte yürüyüşe çıktık, her sabah yürüyüş yaptığı ormana doğru. Anılarının birinci cildinde neden birbirinden belirgin tarzda farklı üsluplar kullandığını sordum.
"Her üslup başka bir insana ait."
"Yani senin farklı bir yanına mı?"
"Hayır, daha çok farklı bir kimliğime."
"Bu farklı kimlikler bir arada yaşayabiliyor mu? Yoksa biri baskın çıkınca ötekiler yok mu oluyor?"
"Hepsi aynı anda birlikte mevcut. Hiçbiri kaybolmuyor. En güçlü iki tanesinden biri benim zorba, ateşli, müfrit, romantik yanım; ötekiyse mesafeli, kuşkucu yanım."
"Bunlar kafanda tartışıyor mu?"
"Hayır."
(Hayır deyişi çok özel bir tarzdaydı. Sanki daha önceden soruyu enine boyuna tartışmış, sabırla inceledikten sonra bu sonuca varmış gibi.)
...
"Bu iki kimliğin göreli gücü hep aynı mıydı?" diye sordum.
"Kuşkucu kimlik daha güçlendi," dedi. "Ama başka kimliklerim de var." Gülümseyerek koluma girdi, beni teskin edercesine ekledi: "Henüz üstünlük kazanmadı."
"Ben sahtekârlardan ve yalancılardan nefret ederim," dedi. Caroline'nin yüzüne dikkatle baktı. "Servetleri ölçülemeyecek kadar büyük olan insanlardan da hoşlanmam. Özellikle bu servetlerini kendileri kadar şanslı olmayan insanları sömürerek yapmışlarsa..."