"Ben her şeyden, en ehemmiyetsiz bir fıkradan, bir cümleden bir hikaye, koca bir roman çıkarabilirim. Sanat o hikâye ve romanı çıkardığım ehemmiyetsiz şey değil, benim o şey etrafında canlandırdığım hayattır." Bu aynı zamanda onun üretkenliğinin de bir savunması sayılabilir. Çünkü "Gerçekten de son derece sıradan olaylardan, insanlardan, davranış biçimlerinden hikâye çıkarmasını bilen Ömer Seyfettin, çok kıvrak bir zekânın, yine bu zekânın bir eseri olarak muzip bir bakışın, fakat sağlam bir ideoloğun duruşlarını eserlerinde taşır. O iyi bir gözlemci, içinde yaşadığı milletin şartlarını iyi değerlendiren insandır."