Gündüzleri sokakta hırpani kılıkla dolaşırdı. Çocukların en büyük eğlencesiydi. Gördüklerinde hemen yerden taş toplar, atmaya başlarlardı. Kaçar, çocuklar taşlar; diğer sokaktan dolanır tekrar gelir, çocuklar yine taşlardı. Adı, Taşlatan'a çıkmıştı. Geceleri nöbetçi eczanelere giderdi. Bütün eczacılar tanırdı. Onlara yârenlik eder, saatlerce eczanede otururdu. Çok sevdiği bir doktor vardı, onu kollardı. Acil çağrıldığında yoluna çıkar, "Doktor acele etme, çocuk gitti" derdi. Doktor hastaneye gittiğinde yaralı çocuğun öldüğünü öğrenirdi. Bir başka gece,"Doktor telâşlanma, hastan iyileşecek" derdi. Ölümcül hastanın iyi olduğunu görürdü doktor. Bir gün, "Kendini niye taşlatıyorsun Hüseyin" diye sordu. "Taif sünneti bu, doktor" dedi.