Sevmiyorum dememden bileceksin sevdiğimi
Yaşamın iki yüzü olmasından gelir bu
Söz bir kanattır sessizlikten gelen
Soğuk değil midir ateşin bir yarısı
Seviyorum işte, başlasın diye seni sevmek,
ersin diye nihayete,
dahası hiç vazgeçmeyeyim diye:
Henüz sevdim diyemem bu yüzden de.
Elimde iki anahtar tutuyorum sanki:
Biri sevmek seni, öbürü sevmemek, biri mutluluk, mutsuzluk bir yazgı ihtimali öbürü.
İki ihtimali var aşkımın seni severken.
Bundandır seni sevmediğim zaman da sevmek, bundandır seni sevdiğim zaman da sevmek
Kendi başına doğuran mucizelerin kadını Kibele dönemi biteli çok oluyor. Spermlerinin marifetini anlayan erkeğin çağındayız. Sik çağı! Boyundan büyük siki olan bereket tanrısı Priapos’un kullarının çağı! Bu çağda mal, sahibini zayıflatır. Bu çağda savaşları, kaybedecek kadını olmayanlar kazanır. Bu yüzden erkek, olabildiğince derine gömer kadını. Gökte, kadına ait ne varsa onu taşıyan şeytan, yerde, erkeğe ait ne varsa onu taşıyan kadın. Aralarında kalmıştır, sıkışmıştır erkek. Kızgındır. Bu yüzden gömer kadınını. Eşit olamayacağını bildiği için üstüne çıkar, tepinir. Çünkü sikini doğrultamazsa doğurtamayacağını, ama bir kadının kısır da olsa zevkten delirebileceğini bilir! Erkek, kadından nefret etse de peşinden koşan, yakaladığı yerde de yumruklayan bir doğa kazasıdır. Kendisinin de iddia ettiği gibi, sahip olduğu her şey sikinden küçüktür. Aklı, kalbi, insanlığı, her şeyi...
Doğu’da kızlar, kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler. İlk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. Bu yüzden Toprak Ana diye bilinir. Perilerin şanı buradan gelir. Diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. Bu yüzden verimsiz ve çoraktır. Buna da, kadının intikamı denir.