"Bak buranın altı denizmiş eskiden, dökmüşler betonu, yol olmuş. Ama en dipte deniz var mı, var! Yani ben yazsam da yazmasam da, adın kalbimde yazıyor mu, yazıyor! Anladın?"
İnsan kaybetmeden sağlığının değerini bilmiyor. Ne kadar da beylik bir laf... Yine de bazen insanın nelere sahip olduğunu hayatın hatırlatması iyi oluyor. Benim sağlığımı bilmem de unutmakla oldu, daha doğrusu hatıralara giden yolun kapanması ile. Yok, henüz bunamak için çok gencim, hafıza kaybından da bahsetmiyorum. Çok uzattım, en iyisi baştan anlatayım.
Sayfa 65 - Barış Kütahya - Makarna Suyu·Kitabı okudu
Ah işte Mustafa abi geliyor. Tatlı bir kız çocuğunun elini tutmuş, birlikte yanıma yaklaştılar. Önce abime sarılıyorum onu nasıl özlemişim. Çocuğun elini sımsıkı tutuyor, emanet. Biraz eğilip "Merhaba" diyorum kıza "Nasılsın?" . Aynı anda Mustafa abiyle bakışıyoruz. Orantısız gözleriyle yine susarak anlatıyor küçük kızın kim olduğunu. Dizlerimin titrediğini anlayınca bana en iyi gelecek şeyi yapıp "Bir, ki, üç" diye sesleniyor çarşıya doğru. Sonra hep birlikte bağırıyoruz:
"Kaf kaf kaf,
Sin sin sin,
Kaf sin kaf sin kaf!"
Küçük kız da bizimle beraber zıplıyor.
Sayfa 45 - Yegâne Kitap - İzmirli Öyküler - Bir Baba Hindi - Neslihan Yiğitler·Kitabı okudu