Eski ailelerin büyük bir kusurları vardı: Kapalı olmak; eski ailelerin büyük meziyetleri vardı: Gene kapalı olmak. Bu kapalılık onların zihinlerini kapamak suretiyle bir kusur, fakat seciyelerini muhafaza ettirmek itibariyle bir meziyet oluyordu. Yeni ailelerin de büyük bir meziyetleri var: Açık olmak; büyük bir kusurları da var: Gene açık olmak. Bu açıklık onların zihinlerini açmak suretiyle birer meziyet, fakat seciyelerini bozmak suretiyle birer kusur oluyor.
Bu yaşıma kadar evlenmeyi daima tereddütle karşıladığım hâlde, günün birinde mutlaka evleneceğimi bana haber veren kuvvetli bir his taşıdığım için, zevcem olacak meçhul insan etrafında, senelerden beri türlü hayaller kurmuş ve tahminler yapmıştım. "Kim bu kadın? derdim; elbette, şimdi, o da benim gibi yeryüzündedir, hatta fazla bir ihtimal ile Türkiye'dedir ve daha fazla bir ihtimal ile İstanbul'dadır. O da benimle bahtını ve hayatını birleştireceğini bilmeden, kendi kendine müstakbel zevcinin kim olabileceğini sorup duruyor. Nasıl bir tesadüf, nasıl bir hâdise veya mecburiyet, hangi yollarda, nerde ve ne zaman bu iki insanı karşılaştıracak, tanıştıracak ve birbirine yaklaştıracak? Gazali'nin meçhul sevgilisi için kendi kendine sorduğu gibi, "Nerde şimdi o? Sarı saçlı mıdır, esmer midir ve gecenin büyülü şiiri içinde, acaba, şimdi ne düşünüyor?"
Yalnızlık korkusunun bu ezeli edebiyatına karşı can sıkıcı beraberliklerde hissettiğimiz tek başına kalmak ihtiyacını metheden edebi haykırışları da unutmamak lazım geldiğini düşündüm. Her meselede iki zıt kutup arasında çırpınan insan ruhunu tereddütten harekete geçirmek için, kendime yeniden istikamet vermek mecburiyetinde olmak hoşuma gidiyordu. Böylece o andaki felsefi şahsiyetimi yapan bütün uyumuş ve durulmuş fikirlerimi çalkalayarak uyandıracak, hepsine birer birer bakacak ve onlardan yeni bir terkip ve sistem çıkarmak için, yeni bir zekâ oyunu sarhoşluğu içinde oyalanacaktım. Bir evlenmek hikâyesi, her şeyden evvel bana yeni sistemler aramanın taze ihtirasını vadettiği için ehemmiyetli ve güzeldi.
Ve kanepenin üstüne boylu boyuna düştü. Artık hiç ses işitmiyor ve etrafında hiçbir hareket hissetmiyordu. Bir aralık başını kaldırdı ve:
- "Hava!" diye inledi.
Loş salonda kimseler kalmamıştı. Korktular. Onun yanında duramıyorlar. Otel, nizam, polis, kanun, mesuliyet.