Çok istenen hiçbir şey olmaz, çok beklenen hiç kimse gelmez ve gerçek aşklar katiyen mutlu bitmez. Kavuşamamışlar. Babam da muradına eremeden, az biraz akıldan, bolca kilodan, epeyce umut ışığından yitirdiğiyle kalmış.
Onun da aynı yarım kalmışlık duygusundan mustarip olduğunu anlamak zor değildi. Gururundan, utançtan veya başka saçmalıklardan sıyrılamadığı için yüzleşmeyi erteliyordu. İkimiz için de şifa olacak bu yüzleşme geciktikçe dibe çöküyorduk.
Söylenmemiş sözcükler tıpkı tutulmamış yaslar
gibi acıtırdı. Hayata devam edebilmek için bazen uzun uzun konuşmak,
feryat figan ağlamak ve geçmişin katranından arınmaya çalışmak lazımdı.
İçeride tutulan sözler azat edilecek, birikmiş gözyaşları özgürce dökülecek,
ertelenmiş yaslar bir bir tutulacaktı ki, içine kapandıkça ağırlaşan, sahibine
yük olan ruh ferahlasın. Zira bazı yükler
ömür boyu tek başına
taşınmayacak kadar ağırdı.