Hilal

"Cyrano de Bergerac'ı bilirsiniz." diyor. Elbette biliyor Can. … "Ragueneau vardır orada, Cyrano'nun arkadaşı, fırıncı," diye devam ediyor şair, 1994 yılında değiliz, 2015 yılındayız. Can toparlanıp şairin anlattıklarını dinliyor: "Ragueneau dükkânını çekip çevirirken bir yandan da şiir yazar. Sabaha kadar yazar. Gün ağarmaya başladığında, artık şiir yazmayı bırakıp fırının işleriyle uğraşması gerektiğinde kendi kendine şöyle der: 'İçindeki tanrıyı sustur Ragueneau, şimdi rübap zamanı değil kebap zamanı!' Ne güzel bir sesleniş değil mi? Ben de gerçek hayata karışmam gerektiğinde kendi kendime böyle seslenirim: İçindeki tanrıyı sustur, şimdi şiir zamanı değil! Susmayacağını bile bile."
Sayfa 84 - İletişim Yayınları, 1. Baskı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir acıya yapılacak en büyük haksızlık onu başka acılarla kıyaslamak. Baskıcı düzenlerin yaptığı kötülüklerden biri de bu: Acıları büyüklük sırasına sokmaya zorluyorlar. İnsanın kendi acısından utanmayacağı bir dünya kurmak gerek.
Sayfa 81 - İletişim Yayınları, 1. Baskı
“Âşık olduğumuzda dünya bütün dünyalığıyla göğsümüze dolar ve yapamayacağımız şeyleri vaat ederiz.”
Sayfa 81 - İletişim Yayınları, 1. Baskı
"Evet, ne yazık ki bir ilişkide kadının erkekten yaşlı olması bu ülkede hâlâ bir mesele!" dedi. "İntihara olmasa bile, 'başkaları ne der' zehirli sorusuna, kıskançlığa, terk edilme korkusuna filan yol açıyor.”
Sayfa 80 - İletişim Yayınları, 1. Baskı
Onun için şiirler, aşkıma karşılık versin diye yalvaran mektuplar yazacaktım. “Sevgilim, bir tanem, öyle parlak ki kederim, uykumu ancak senden alabilirim!” diye başlayan, “Dünyanın bütün kötülüklerine karşı ismini üç kez söylüyorum: Serap, Serap, Serap!” diye biten mektuplar.
Sayfa 75 - İletişim Yayınları, 1. Baskı