“Her kitap, tılsımlı bir saray. Kapıları her gelene açılmaz. Büyükler de kıskanç, tanrılar gibi. Yalnız Numa'ya görünmüş Egeria. Beatrice, Dante için Beatrice. Kitaplar, kadınlara; kadınlar, şehirlere benzer. Paris, Londra veya Madrid... Herhangi bir dişi kadar muhteşem, herhangi bir dişi kadar alelade. İnsan şehriyle biner trene; şehri, yani zaafları, alışkanlıkları, zilletleriyle. Her kitapta kendimizi okuruz. Kendimizle yatarız her kadında. Kitaplar, kadınlar, şehirler, metruk kervansaraylar gibi boş. Onları dolduran senin kafan, senin gönlün."
Cemil Meriç
sen, ta baştan
sen, ta baştan
yitirilen sevgili, hiç karşılaşılmayan
bilmem hangi sesler hoşuna gider senin
…
ah, bahçelersin sen
ah, böylesi bir umutla
seyrettim onları, kır evinde
bir açık pencere - ve sen neredeyse attın adımını
bana doğru dalgın.
sokaklar buldum
daha yeni yürümüştün onlarda sen
bazen de esnaf dükkanlarındaki aynaların
senden başları dönerdi hâlâ
ve irkilip geri verirlerdi
apansız görüntümü.
kim bilir, aynı kuş muydu
ikimizin içinde öten, ayrı ayrı
- dün akşam?
Rainer Maria Rilke