Bu çete son 70 yılda amaçladığı yolda önemli adımlar attı...
Önce hedef ülkelerin başına kendi adamlarını getiriyorlar, ya da baştaki adamları kendi adamları yapıyorlar. Zamanla siyasete ve ekonomiye hâkim oluyorlar. Ülkelerin tüm sanayisine ve doğal kaynaklarına el koyuyorlar. Çalışan nüfusu işsiz bırakıyor, lumpen (başıbozuk) bir nüfus yaratıyorlar. Tarım ve sanayi yok edilirken sesleri çıkmasın diye sendikal örgütlenmeyi bastırıyor, satın alıyor, sarartıyor, yerine Sivil Toplum Örgütü denen oluşumları yüceltiyorlar.
Güya örgütlü ama sesi çıkamayan işçi sınıfı, giderek işsiz sınıfa dönüşürken, sivil ağlar örülüyor ve iane/sadaka kültürü toplumda yayılıyor. Gençlik, kadın ve çevre örgütleri ile sanat faaliyetleri sivil ağın yayılması için kullanılıyor.
Gençlik örgütleri, çokuluslu şirketler için kendi toplumunun casusluğunu yapıyor. Kariyer, Liderlik, Guruluk filan derken Batı'ya meraklı gençler devşirilip kendi ülkeleri aleyhine işe konuluyor.
Kadın örgütleri "Özgür kadın" şiarıyla ortaya çıkıp hem aileyi bozuyor, hem kendi toplumunda etnik/bölgesel bölücülüğün öncüsü oluyor.
Çevre örgütleri, Amerikalı liderlerin başkanlık ettiği oluşumlarda güya Türkiye'nin çevre haklarını savunurken, küresel çetenin değirmenine su taşıyorlar.
Yeni Dünya Düzenciler yani emperyalistler, her ülkede özellikle gençleri ve kadınları hedefliyorlar...
Gençler yabancı dille eğitim yapan kolejlerde, sonra üniversitede Erasmus ağlarında debeleniyorlar. İşsizliğin kol gezdiği ülkede, Avrupa ve Amerikan rüyalarıyla doldurulmuş genç beyinler, Batılı vakıf ve enstitülerce fonlanıp içi boşaltılmış robotlara dönüştürülüyorlar.
Artık Batı ne istiyorsa onu savunmaya hazırlar!...
"Ermenileri katlettik. Özür dilemeliyiz. Bu vicdan borcu," derler, "Türkler Kürt fazlalığı ezdi, haklarını gasp