Çopur Musa

Çopur Musa
@CopurMusa
Solitude is my fate...
Puan vermedi·270 syf.··
2025 51. kitabı
"Bir yerde yaşanan siyasi, ekonomik ve ekolojik kriz tüm bölgeyi etkileyen bir dalgaya dönüşür." "Dönemin ticaret ağları aşırı derecede birbirine bağlı bu nedenle zincirleme çöküş kaçınılmaz." İnsanoğlu her ne kadar ilerleyen zamana bağlı olarak medenileştiğini ve geliştiğini düşünse de; hala aynı kısır döngü üzerinde debelenip durmaktadır. Kısır döngü dediğimiz bu durum ise (halk tabiri) ile karın tokluğudur. Geçmişte insanlar hayatta kalabilmek için mücadele ederken bugün ise ham madde, pazar, enerji, iş gücü gibi olgular için mücadele etmektedir. İşin belki de en can alıcı tarafı ise bu mücadele hırsının ve doyumsuzluğun elbet bir gün bizleri yok edeceği olduğudur. Kısaca evren aynı evren, insan aynı insan, çark aynı çark tek değişen şey zaman denilen kavram maalesef...
M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü YılEric H. Cline · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 2018198 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Çopur Musa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·270 syf.··
2025 51. kitabı
Eric H. Cline
8.1/10 · 198 okunma
"Ya pornografiye ne demeli? Toussenel (bazen sosyalistler de doğru söyleyebilirler) domuzun adilik ve onursuzluk içinde yuvarlanmaktan utanmayan Yahudi'nin simgesi olduğunu yazmıştı. Öte yandan Talmud rüyada dışkı görmenin hayra alamet olduğunu söyler. Bütün açık saçık kitaplar Yahudiler tarafından yayımlanır. Croissant Sokağı'na gidin, şu pornografik dergiler pazarına bir göz atın. Yan yana dizilen Yahudi tezgâhlarında uçarı yaşama, kızlarla çiftleşen keşişlere, sadece saçlarıyla örtülü çıplak kadınları kırbaçlayan rahiplere, aleti dikilmiş adamlara, sarhoş ve obur papazlara ilişkin sahnelerle dolu dergiler göreceksiniz. Oradan insanlar hatta çocuklu aileler geçer ve gülüşürler. İfademi mazur görün ama zafer götündür." "Elbette" diyordu bu duruma pek içerlediği belli olan Drumont, "onları yok etmek olanaksızdır. Bütün öteki halklar, bir başka ortama göç ettiğinde iklim değişikliğine, yeni besinlere uyum sağlayamaz ve zayıflar. Oysa onlar böcekler gibi yer değiştirdikçe güçleniyorlar." "Çingeneler gibi, asla hastalanmazlar. Leşle beslenseler bile böyledir. Belki yamyamlık yardım ediyordur onlara, bu nedenle çocuk kaçırıyorlardır..." "Ama yamyamlık hayatı uzatır diye bir şey yoktur; Afrika'nın zencilerine bakın: Onlar da yamyamdır ama köylerinde sinekler gibi can verirler." "Peki o halde Yahudilerin bağışıklık gücü nasıl açıklanır? Hıristiyanlarda yaş ortalaması otuz yediyken, onlarınki elli üç! Ortaçağdan beri gözlemlenen bir olguya göre salgın hastalıklar konusunda Hıristiyanlardan daha dayanıklıdırlar. Sanki içlerinde daimi bulunan veba sayesinde sıradan vebadan korunurlar."
"Bizim gibi okumuş yazmış insanların kendilerini evrenin düzeninde gerekli bir unsur olarak görmesi, cahillerin batıl inançlarına eşit. Dünya düşüncelerle değiştirilemiyormuş. Az düşünce üreten kişiler daha az hataya maruz kalıyorlar, onlar herkesin yaptığını izliyorlar, kimseyi rahatsız etmiyorlar, başarıyorlar, zenginleşiyorlar, iyi pozisyonlara ulaşıyorlar, milletvekilleri, şöhretli edipler, akademisyenler, gazeteciler oluyorlar, ödüllere, nişanlara boğuluyorlar. İşlerini böyle iyi yürütene aptal denir mi? Aptal benim, yel değirmenleriyle savaşmaya kalkan ben." Elbette bütün gazetelerin cinayet haberlerini yazmaları da yasaklanacak ki halk yeni düzeninin cinayetleri bile önlediğini sansın. Ama basına konmuş engeller konusunda fazla kaygı duyulmamalı; çünkü işinden ve yoksulluğundan başka bir şeyi gözü görmeyen halk, basının özgür olup olmadığını fark etmez bile. Gevezelerin palavra atma hakkı kazanmaları işçi sınıfının umurunda bile olmaz.
Rahipler... Onları nasıl tanıdım? Sanırım dedemin evinden, o kaçamak bakışları, bozuk takma dişleri, ağır kokulu solukları, ensemi okşamaya çalışan terli elleri bulanık bir anı olarak hatırlıyorum. Ne iğrençti. Bu aylaklar, hırsızlar ve berduşlar gibi tehlikeli bir sınıfa aittirler. İnsan miskinlik etmek için papaz ya da rahip olur; miskinlik sayılarınca garantidir. Söz gelişi bin candan biri rahip olsa o kadar çok işleri olur ki, yan gelip yatmaya ve horoz tıkınmaya vakitleri kalmaz. Hükümet en yakışıksız rahipler içinden en sersemlerini seçer ve onları piskopos yapar. Doğar doğmaz seni vaftiz ettiklerinde onlarla karşılaşırsın, anne ve baban seni onlara emanet edecek kadar sofuysa okula gittiğinde gene burun buruna gelirsin; sonra ilk komünyon, din eğitimi, vaftizin pekiştirilmesine gelir sıra; düğün gecesi odada ne yapman gerektiğini söyleyen bir rahiptir; ertesi gün günah çıkarma penceresinin arkasından, keyiflenebilmek için kaç kez yaptığını soran gene o. Cinsellikten dehşet içinde söz ederler ama her gün bir başka zina yatağından çıktıklarını görürsün; ellerini bile yıkamadan rablerinin etini yiyip kanını içmeye, daha sonra da bunu dışkılamaya ve işemeye giderler. Krallıklarının bu dünya olmadığını yineleyip dururlar, gene de elleri araklayabilecekleri her şeye uzanır. Son kilisenin son taşı son rahip üzerine yıkılana kadar, uygarlık yetkinliğe ulaşamayacaktır, yeryüzü ancak o zaman bu soydan kurtulacaktır.