Bu yolculukta seni aldatacak tuzaklar konulmuştur, seni sınayacak geçici aşklar da. Eflâtun-ı ilâhî diye bir dehrî filozof bunu ide düşüncesiyle açıklamıştı. Varlığın gerçeği yerine gölgesiyle uğraşma, yani. Gerçek âşık aklıyla değil, gönlüyle bu yolculuğu tamamlayabilir çünkü. Aklın yalnızca bir araçtır. Onu nefsinin mi, yoksa gönlünün mü emrine vereceğin sana kalmış; ister masivaya, ister Allah’a ver. Birinde tuzaklar seni hep yoklayacak, diğerinde yolun hep açılacak. Dünyaya aldanma, süsüne kapılma. Dünya insanın gölgesi gibidir; ona sırtını dönersen peşinden gelir de peşine düşersen hep önünden kaçar.
…bilginin bir dedikodu kıskacı olduğuna, her ne var ise aşkta var olduğuna, zihnin önünde kalbin durduğuna, gönlün akla galip geldiğine tanıklık ederken daha iyi görebiliyor, anlıyor ve susuyordum. Israrla susuyordum. Yüreklerin Allah’ın elinde olduğunu bilerek susuyordum.