Günümüzde insanlığın 8-9 ve hatta daha fazla saat çalışarak nasıl köleleştirildiğini ve köreltildiğini anlatmaya çalışan bir Bertrand Russell kitabı. Kitap denemeler adıyla yayınlansaydı daha iyi olabileceği kanaatindeyim. Zira “Aylaklığa Övgü” gibi dikkat çekici bir kitap ismiyle içerisindeki düşünceler pek de alakadar değilmiş gibi geldi. Kelime anlamıyla Aylak: “işi olmayan, boş gezen, işsiz” manasında kullanılıyor. Peki, Russell bize ne diyor kitapta? 4 saat çalışmak yeterli. Madem yine çalışıyoruz nerede kaldı bu aylaklık! Kitap ismi kanımca editöryal bir çakallık.
Kitap boyunca ise Russell bir takım alakasız argümanlarla (mimari, yönetim biçimleri gibi) insanlığın 4 saat çalışarak hayatlarını idame ettirmelerinin toplumsal ve sosyal olarak yarar sağlayabileceği kanaatinde. İnsan sömürücüleri, para sevicileri ve işsiz zenginlerin hoşuna gitmese de 4-5 saat çalışmak bence de dünyadaki kapitalist düzene bir engel olmayacaktır. İyimser bir bakışla Russell arta kalan zamanda ise insanlığın sanat, hobi ve benzeri uğraşlarla ilgilenmesi gerektiğini söylüyor. Kitabın ilk bölümü olan “Aylaklığa Övgü” ve son bölümlerine yakın olan “Stoacılık ve Zihin Sağlığı” bölümü hariç pek ilgimi çektiğini söyleyemeyeceğim, kitabın. Nitekim kitap Russell’ın denemelerinin toplandığı bir yapıt. ingilizce ismi "In Praise of Idleness and Other Essays" yani "Tembelliğe Övgü ve Diğer Denemeler". Okumayı düşünen arkadaşların beklentilerinin bu yönde olmasında fayda olacaktır.
Aylaklığa ÖvgüBertrand Russell · Cem Yayınevi · 20181,594 okunma
Malumunuz, Immanuel Kant 1724-1804 yılları arasında yaşamış Aydınlanma Çağı filozoflarından. Prusya’da Königsberg Üniversitesi'nde Etik ve Ahlak üzerine verdiği dersler sırasında öğrencilerinin ders notlarıyla bir araya getirilmiş bir eser Kant’ın Ethica’sı. 1925 yılında öğrencilerinin ders notları, Kant araştırmalarıyla tanınan Paul Menzer tarafından kitaplaştırılmış.
Kitap iki başlık altında değerlendirilebilir. Genel Pratik Felsefe ve Etik.
Kant’a göre pratik felsefede pratik olan eylem, teorik olan ise idraktır. İnsanın nasıl davranması gerektiğini pratik felsefeyle, davranışlarını ise ancak antropolojiyle açıklanabilir. İnsanın etik davranışlar sergileyebilmesi için pratik felsefede üç buyruğa ihtiyacı vardı. Bunlar; beceri, basiret ve ahlak. Ahlaksal zorunlulukların hepsi bir yükümlülüktür ve basiret kurallarına dayanan eylemin zorunluluğu ya da pragmatik zorunluluk bir yükümlülük değildir. Yükümlülük, pratik ve ahlaksal bir yükümlülüktür. Yükümlülükler; ya ödev, ya da baskı yoluyla gerçekleşebilir. Bu bağlamda insanın insan olmak, onurlu yaşamak adına üzerine düşen bir takım ödev, sorumluluk ve yükümlülükleri vardır. Kendine, topluma, doğaya, hayvanlara ve hatta varlıklara/nesnelere karşı ödev ve sorumluklardır bunlar. İnsanın kendine karşı ödevlerinin haricinde kalanlar sadece kendisine karşı ödevleri ve sorumlulukları yerine getirmesiyle gerçekleşebilir. Kişi bir insana yakışır bir şekilde yaşamalıdır. Onu bundan yoksun kılan her şey onu insan olmaktan çıkarır. Bunun önüne geçebilmekte bencillik ve egodan ziyade kendine değer biçmekle mümkündür. İnsanın sadece başkalarıyla olan ilişkilerinde kendine yüksek bir değer biçmesi ahlaksal bir bencilliktir. Yaşamak zorunlu değildir elbette ama ömür boyu saygıya değer yaşamak Kant için bir zorunlukluktur. Özgür