Dilâ sanki giyâh idim zemîn-i gamda bitdim ben
Bahârı ömrümün geçdi hazâna şimdi yetdim ben
Ne güldüm gül gibi bir dem ne gönlüm hurrem etdim ben
Neye geldim cihâna n'eyledim bilmem ne etdim ben
Hemân ağlayı geldim âleme ağlayı gitdim ben
San ol nîlûferim kim suda bitdim suda yitdim ben
(Ey gönlüm, sanki gam zemininde bitmiş bir ot gibiyim. Ömrümün baharı geçip gitti, hazan mevsimi, yaşlılık gelip çattı. Geriye dönüp baktığımda ne bir gün gülmüşüm ne de gönlüm şen olmuş. Şu soruyu soruyorum kendime: Ben bu cihana niçin geldim, burada neyle meşgul oldum, ne ettim? Bilmiyorum. Fakat bildiğim bir şey var; ağlayarak geldiğim bu haneden ağlayarak gideceğim. Ve bir nilüfer çiçeği gibi doğduğumda suda yıkadılar beni, öldüğümde de su da yıkayacaklar.)