Aşk, bir yönden şükrü, bir yönden şikâyeti gerektirir. Vücudun harap olması, yüreğin dağlanması, kınanma ve rüsvalık nedeniyle şikâyeti; hoşluğu, güzelliği, mestliği, iki âlemden el çekmesi, aşkın nurlar ve sırlar denizinin durulması, ebedî hayat ve sonsuz yaşam olması yönünden de şükrü gerektirir.
Bakış, o an hangi duruma düşerse ona göre değişir; eğer sıkıntıya düşerse şikâyettir, hazineye düşerse şükürdür.
Dikkatli bakar, iyi düşünürsen, meslek, sanat ve benzeri her şeyin tamamı böyledir. Hiçbir meslek ve ilim yoktur ki onda sıkıntı ve zahmet olmasın ve de rahat ve huzur olmasın. Eğer bakış; öğrenme, tekrar etme, alıştırma yapma sıkıntısına düşerse şikâyettir ve eğer ilim hazinesine düşerse şükürdür. Örneğin şarap; tadı, kokusu, isyan[a sebep olması] ve rezillik [vermesi] nedeniyle çirkindir; zevk ve mestlik vermesi sebebiyle hoştur, güzeldir. Aynı şekilde etkili bir ilaç; tadı, kokusu, tiksindirici olması yönünden şikâyete; hastalığı gidermesi ve sıhhat vermesi bakımından şükre zemin hazırlar.
Bu örnekler çoktur, sayısızdır; fakat âşık için şükür ve inkâr, kötü ve iyi, küfür ve iman birdir; zira her iki durum da onu Hakk’a ulaştırır; çünkü kendisi Hakk’ın aleti olmuştur; onun hareketi Hak’tandır, kendinden değil. Âşık olmayan böyle değildir; çünkü inkâr onun için eksikliktir, şükürse olgunluk. Aynı şekilde bu tertip üzere kötülük âşık olmayanı Hak’tan uzaklaştırır, karartır; iyilikse onun canını Hakk’a yaklaştırır ve içini, gönlünü aydınlatır.