Sanki aynı başlangıçsız ve bitimsiz günün içindeydik, kâh karanlık kâh parlak,
ama yine anlaşılmaz, yine kör.
Ve hiçbirimiz korkmuyorduk ölümden, çünkü ölümün ne olduğunu anlayacak durumda değildik.
Belki bana öyle geliyor, belki de bakışlarında yalnız ölüm var, ama hayır, yanılmıyorum: Kuşlarınki gibi daracık turuncu bir halkanın çevrelediği bu dipsiz ve kara gözbebeklerinde ölümden fazlası vardı, ölümün dehşetinden de fazlası.