Bedenimizi yıkadığımız gibi her zaman kaderimizi de yıkamalıyız, yaşamı elbiselerimizi değiştirdiğimiz gibi değiştirmeliyiz yemek yiyerek ve uyuyarak yaşamımızı sürdürmemiz gibi değil. Kendimiz için nesnel bir saygı duyarak ve kişisel hijyen de bundan ibaret..
Ne zaman bir ölü beden görsem, ölüm bana ayrılış gibi gelir. Ceset, arkada bırakılmış bir elbise gibidir. Birisi gitmiştir ama ona uyan tek elbiseyi geride bırakmıştır.
Dünyada ne mutluluk vardır ne de acı; yalnızca bir ruh halinin diğeriyle kıyaslanması vardır,hepsi bu. Mutluluğun zirvesine ancak en derin acıyı yaşamış olanlar ulaşabilir..
....insanlar müzik parçalarına benzer. Şarkılarını duymayız çünkü çok azı yüksek sesle çalar. Fakat zihinler kendi notalarını çalar ve Marta'nın zihni minör gamda takılı kalmış gibiydi.