...Ritüel düzen, çalışma düzeni, bilimsel düzen, kan dökme düzeni, iktidar ve politika kökenli bir şiddet düzeni olumludur! Güç ilişkileri, çelişkiler, sömürü ve baskı düzeninde her şey açık seçiktir! Bütün bunların eksikliğini duyuyor ve özlüyoruz.
İktidar (ya da onun yerini alan şey) artık Üniversiteye inanmamaktadır. Sonuç olarak bu kurumu belli bir yaş grubuna ait insan denetim ve gözaltında bulundurduğu bir yer olarak görmektedir. Aralarında bir seçim yapmaya kalkışmasının bir anlamı yoktur, çünkü iktidar seçkinlerini başka yerlerden seçmekte ya da başka şekilde arayıp bulmaktadır. Diplomalar artık bir işe yaramadığından, onları dağıtmayı reddetmesinin de bir anlamı yoktur. Bu yüzden sistem artık isteyen herkese bir diploma verebilir. Öyleyse bu kışkırtıcı politikanın amacı, insanların enerjilerini çoktan ölüp gitmiş ve çürümekle meşgul gönderen sistemleriyle sözde amaçlar üzerinde (seçim, iş, diploma) yoğunlaştırmak değilse nedir?
Hayvanları aşağıladığımızı gösteren en belirgin işaret kendilerine karşı beslediğimiz duygulardır. Onları ne kadar seviyorsak, o kadar aşağılıyoruz demektir. Hayvanlar sorumsuz ve insanlık dışı bir yaşama mahkûm edilerek ne kadar aşağılanıyorlarsa o oranda insan sevgisi ve şefkati görmeye layık bulunmaktadırlar. Tıpkı bir masumluk ve çocukluk konumuna mahkûm edilerek kendilerine sevgi ve şefkat gösterilen çocuklar gibi. Duygusallık, hayvanlığın en alt boyutlara indirgenmiş biçimidir. Bu ırkçı olarak nitelendirilebilecek türden bir acıma duygusu olup, biz hayvanları bile bu türden bir duygusallıkla donatmaya çalışıyoruz.