Öyleyse bilimsel deney, bir amacın aracı olmaktan çok, güncel bir meydan okuma ve günahtan arındırma işkencesidir. Akla uygun bir ortam oluşturamayan bilimsel deneyler, eskiden insana imanını topluluk önünde bağırta çağırta itiraf ettirmeye çalışan işkenceciler gibi hayvanlara bilimsel denek olduklarını itiraf ettirmeye çalışmaktadırlar.
...Çünkü günümüzdeki temel strateji sonsuza dek sürdürülmeye çalışılacak bir felaket simülasyonu aracılığıyla zihinsel bir terör yaratma ve caydırma düşüncesi üzerine kuruluysa, bu senaryoyu gizleyebilmenin tek yolu bir felaket yaratmak, gerçek bir felaket üretmek ya da yeniden üretmektir. Zaman zaman doğa da böyle yapmaktadır. Zaman zaman Tanrı bu türden doğal felaketler yaratarak insanları içine kapatıldıkları bu terörist düzenden geçici bir süreliğine kurtarmaktadır. Her gün iç içe yaşadığımız terörizm de zaten böyle yapmakta ve bu görünmeyen güvenlik adlı şiddete gerçek, elle tutulabilen somut bir şiddetle karşılık vermektedir. Terörizmin ne yapmaya çalıştığı da zaten bu yüzden anlaşılamıyor.
Sinema, tasfiye edilmesine katkıda bulunduğu tarihi bugün yeniden yaşama döndürebilmek amacıyla sahip olduğu tüm teknik olanakları onun hizmetine sunabilir, ancak hayaletlerden başka bir şey üretemeyeceği gibi bu hayaletlerin arasında kaybolup giderse de şaşırmamak gerekir.
Yitirilmiş nesne (yani biz) nasıl anlamını yitirmekte olan bir gönderen sistemi tarafından büyülenmişse(k), sinema da yitirilmiş bir nesne olarak kendi kendisi tarafından büyülenmiştir.