Daha çok öyle sanılır ama sanatın düşünce aşılamak, örnek teşkil etmek gibi bir amacı yoktur. Sanatın amacı insanı ölüme hazırlamak ve ruhunun toprağını sürüp yumuşatarak, ona iyiye, güzele yönelme yeteneğini kazandırmaktır.
Güzelin ne olduğunu anlama, güzeli anlamlandırmayla ilgili her şeyin insan zihninde tepetaklak olması, kanımca çağımızın en hüzün verici yanlarından biridir. Tüketiciler düşünülerek şekillendirilmiş protezler uygarlığından ibaret olan günümüz kitle kültürü, insanın kendine varoluşuyla ilgili temel birtakım sorular yöneltmesinin ve ruhsal bir varlık olarak kendini algılayabilmesinin yolunu tıkayarak ruhları sakat bırakıyor. Buna karşın hakikatın çağrısına uyan sanatçının bu çağrıya kulaklarını tıkaması mümkün değildir; zira kendisinde yaratıcı iradeyi oluşturan, onu belli bir düzen içinde tutan yalnızca bu çağrıdır.
Söylemek istediğim şey şu: Sanat da, tıpkı bilim gibi dünyayı sahipleniş biçimidir; insanın 'mutlak gerçek' adı verilen şeye doğru yürüdüğü yolda dünyayı tanıma, öğrenme aracıdır.