"Özgürlüğün çevremizdeki insanlarla anlam kazanması ne tuhaf."
(Sayfa: 26)
Kitap, özünde sarsıcı bir eve dönüş ve yüzleşme hikâyesini merkeze alıyor. Lise yıllarının ardından ailesinden ve sahil kasabasındaki çocukluğundan koparak özgürlüğünü seçen Bilge, cinsel yönelimi nedeniyle dışlanmış bir karakter. Ancak babasının ölüm süreci, onu kaçtığı geçmişe, aile dinamiklerine ve kendi reddedişine geri çağırıyor.
Anlatım, "Babam bir bahçıvandı. Şimdi ise bir bahçe" gibi zihne kazınan çarpıcı cümlelerle açılıyor; ölüm, yas, aile içi kırılganlıklar ve özgürlük arayışı temalarını büyük bir ustalıkla işlenmiş.
Metindeki yumurta kabuğu metaforu ise oldukça güçlü. Ev, Hem bir korunak hem de bir hapishane. Kabuk, bireysel kimliği çevreleyen ama aynı zamanda onu kısıtlayan kırılgan bir sınır.
Yazar; reddediş, yalnızlık pahasına seçilen özgürlük ve geçmişin bugünü nasıl derinden sarstığı gibi ağır konuları, didaktik bir dilin tuzağına düşmeden, tamamen karakterlerin iç dünyası üzerinden aktarıyor. Kısa hacmine rağmen, "Bir yumurta kabuğunun hikâyesi kırıldığında başlar" hissini başarıyla uyandırıyor.
Kitabın kısa oluşu nedeniyle bazı duygusal katmanların yeterince derinleşmediği hissedilse de bu durum, romanın minimalist yapısının bilinçli bir parçası gibi duruyor. Yazar, metni gereksiz detaylarla doldurmak yerine boşlukları okura bırakarak interaktif bir okuma deneyimi sunmuş.
Yerli edebiyatın son dönemdeki özgün seslerinden biri olan yazar; dilinin tazeliği ve temalarının samimiyetiyle öne çıkıyor. Eğer;
Yeni yazarlar keşfetmekten keyif alıyorsanız,
Aile, yas, kimlik ve eve dönüş temalarına ilgi duyuyorsanız,
Bu eseri listenize ekleyin derim.
İyi okumalar.