Gönül Gibi

Suat Derviş
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı:
192
Basım Tarihi:
Ocak 2016
İlk Yayın Tarihi:
1928
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786053755142
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·192 syf.··
2021 67. kitabı
Suat Derviş'in kaleminden okuduğum ikinci kitap. İçerisinde eski kelimeleri oldukça sık barındırmasına rağmen keyifle okunabilecek kadar akıcı. Hatta kelimelerin bozulmadan okuyucuya ulaşması ayrı bir lezzet sunmuş. Bir kadın aşkı ve gururu arasında kalırsa ne olur? Yazar işte bu ikilem üzerine oluşturmuş eserini. Her satırında yer alan duygular içime işledi. Bir kadının gururu ve derin aşkına karşı içinde bulunduğu çaresiz savaş oldukça iyi ele alınmış. Yine de her şeye rağmen Süheyla'nın bu denli kendine eziyet etmesi beni üzdü. Duyguların ve suçlamaların dile getirilmesi ve gerekiyorsa o zaman vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Okuduğuma memnun olduğum kitaplardan biri, tavsiyemdir.
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma
İpek Sabahlık ile Buruk Bir Kalp
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2022 34. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2022 05:33
Süheyla bizim gönlünce gönülden dertli baş karakterimiz.Hırslı,sevdalı,talihsiz Süheyla.. Behice ile mektuplaşmaları üzerine okuduğumuz bu güzel eser zamanın kadın erkek ilişkileri üzerine harikulade bir perspektif sunuyor.Süheyla sevgili eşi İrfan’ı kaybettiğinin üzerinden üç yıllık bir zaman zarfından sonra Mithat ile tanışır ve aşkına karşılık alamadığı için tren ile Wagner’in memleketine göç eder.Viyana,Berlin arası bir yolculuk içinde gurbet kuşu Süheyla’yı ve cemiyetin ona sunduğu çerçeveden hikayeyi okuyoruz. Suat Derviş’in yazmış olduğu ilk eseri olma sebebiyle tercih ettiğim bu kitap ile “Aşk’ı” okumak çoktandır yapmadığım bir okuma olması sebebiyle beni dinlendirip canlandırdı.Kitabın size vaatettikleri ile uyumlu bu nokta.Kitap oldukça eski Türkçe ve Osmanlıca kelimeler barındırıyor bu maalesef okuma sürecinde okuru yavaşlatıyor.Açıklama kitabın alt kısmında bulunmuyor bunu söylemek mecburiyettindeyim.Ben zorlanmadım almış olduğum tahsilim sebebiyle,fakat genç okurlar için bu durum elden geçirilerek dikkat edilmesi gereken bir durum ki bu güzel eser heba etmeyelim.Bol okunsun ve Virginia Wolf ve Jane Austen gibi ilgi görsün temennim.Suat Derviş ile okumalara devam edeceğim.İyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2020 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2020 12:59
Süheyla’ya bir kez her şey geçecek diyerek sarılmayı o kadar çok isterdim ki. Kimseden yardım istemeyi kendine hak görmeyen bu ince ruhlu kadını o kadar benimsedim ki. Belki tek bir destek görseydi bu duruma düşmeyecekti oysa kimse onu anlamadı bile. Kendi duygularından, fikirlerinden kaçamayacağını anladığındaki o çaresizliği bir kez olsun aşabilseydi belki de kendine son yaptığı kötülüğü yapmayacaktı. —————————————————————————— Suat Derviş’in ilk okuduğum kitabı olmasına rağmen son olmayacağından adım gibi eminim.Kitapta o kadar güzel ruh tahlilleri var ki.Hem erkek hem kadın ruhuna bu kadar güzel değinebilmek ve hiçbir karakteri atlamadan en kıyıdaki karakterin bile ruhunu anlatabilmek her kitapta rastlayabileceğiniz bir şey değil.Bu yüzden olsa gerek, herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2023 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2023 03:30
Çok tanıdık, şahsen yaşadığınız ya da şahir olduğunuz bir konusu var kitabın. Süheyla eşini kaybetmiş bir dul ve Mithat’a platonik bir aşk besliyor. Mithat’ın başka bir kadınla olduğunu öğrenince birçok kadının tercihi olabilen kaçışı deniyor ve uzaklaşmak istiyor. Bir süre sonra platoniklikten uzaklaşıyor bu ilişki. Bu süreçte Süheyla’nın hislerine, düşüncelerine ve aşk-nefret arasındaki (bana göre) anlamsız ikilemlerine şahit oluyoruz. Aslında tam olarak, günümüzde kullanılan tabiriyle ‘toksik’ bir aşk hikayesi. Konusu itibariyle sevmediğim anlaşılıyordur elbet fakat Suat Derviş’in anlatım diline, olayları aktarmadaki gücüne hayran olmamak mümkün değil.
Edebiyat
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2019 49. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2019 16:00
Nazım'ın '' Gölgesi'' adlı şiirini ithaf ettiği kadın Suat Derviş(Hatice Saadet Derviş) O günün şartlarında yazmaya başladığı romanlarının toplum içindeki gerçeklikleri dile getirmesiyle 'toplumcu gerçeklik'' kavramını bir kadın yazar tarafından şiddetle ortaya koyarak savunucusu olmuş ve yaşantısında da bunu temsil etmiştir. İlk okuduğum romanı ''Fosforlu Cevriye' den'' çok etkilenmiştim hayatı da beni etkiledi tabii ki. Şimdi benim için muhakkak okunur kitaplar arasına girdi Suat Derviş. Evet ''Gönül Gibi''; kimdir Gönül, ne olmuş Gönül'e? Sorularıyla merak içinde okumaya başladığımda romanın ortalarında karşılaştım Gönül'le. Gönül'e dair harika bir hikaye var içinde. Romanın özü bana göre şu ki; bir kadın aşkı karşısında mantığına hükmedebilme süreci, ben de hep merak etmişimdir seven bir kadın ne yapar, nasıl davranır, kimi ne kadar sever, sevdiği için kıskançlıktan ne hale gelir? Bir kadının duygularını kendi kaleminden okuyup da merakımı giderdiğim hoş bir roman. Tavsiyemdir.
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2025 166. kitabı
Gönül Gibi, Suat Derviş’in erken dönem eserlerinden. Derviş’in politik olarak ağırlığını koyduğu eserlerden olmasa da üslup güzelliği beni şaşırttı. Bu tam anlamıyla bir aşk romanı. Ama edebiyat tarihimizde, bir kadının tutkularını ve iç hesaplaşmalarını bu kadar ayrıntılı tahlil eden ilk aşk romanlarından. Akla hemen Aşk-ı Memnu geliyor tabi. Burada son yılları epey meşgul eden bir konu olan male gaze’e geliyoruz. Halit Ziya güzel ve ikonik bir roman yazmış olsa da kadınları gözlemlediği kadar yazabiliyor. Erkek kaleminden çıkan çok az kadın karakter gerçekçidir. Suat Derviş kadın bakışıyla, kadın tutkularını anlattığı için çok şanslıyız. Karakteri öyle gerçekçi ki gururuna sinir oluyoruz. Fark ettiği detayları birçok erkek yazar yakalayamaz. Fosforlu Cevriye’ye, Kendine Tapan Kadın’a giden yolu gördüğümüz de bir kitap. İnsan ilişkilerinin nasıl çıkmazlara sürüklendiğini çok zarif bir üslupla göstermiş. Toplumcu gerçekçi romanlarıyla kıyaslanmasa da Derviş’in dili için yine de okunur.
Edebiyat & Roman
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2021 106. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2021 15:18
#Okudukbitti #GönülGibi #SuatDerviş ️ “ Çok sevdiği sultanının kalbine yalnız başına sahip olmadığı için, kendini sevmeyen vefasız sultanını, affetmediği, affedemediği ve affedemeyeceği için ölmüş. ” Yine mükemmel karakterize edilmiş bir kahraman “ Süheyla “ Süheyla genç yaşta kocasını kaybetmiş dul bir kadındır. Bir müddet sonra, daha önceden de tanış olduğu Mithat’a aşık olur. Duygularını açıklamaya çalıştığı bir akşam Mithat’ı bir başka kadınla görür ve bu üzüntüyle yurt dışına gitmeye karar verir. Aklı ve kalbi arasında kalan Süheyla aklını dinler. Ram her şeyi unuttum derken Mithat karşısına çıkar ️ Sonra ne mi olurBurası kitabın kendinde saklı artık Suat Derviş yine kişilik analizlerindeki mükemmelliğini konuşturmuş. Her kahramanın haliyeti ruhiyesini büyük ustalıkla kaleme dökmüş. Konu basit gibi görünse de kalem çok sağlam. Kitabın adı olan Gönül Gibi ile kitabın alakası ne diye soranlara ise kitabın en güzel yeri gönül gibi
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma
5/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
Hırslı,aşık,talihsiz Süheyla.En yakın arkadaşı Behice ile mektuplaşmalarını okuyoruz.Süheyla çok güzel,gururlu,eğitimli bir kadındır.Eşi İrfanı kaybettikten 3 sene sonra eskiden tanıdığı Mithat'a aşık olur.Ama aşkına karşılık bulamaz.Mithatın başka sevgilisi vardır.Güzelliğinden ve eğitiminden dolayı herkesin isteyeceği bir kadın olduğunu düşünür ve sürekli neden sevilmediğini sorgular.Bunu gurur meselesi yaparak Berline kaçar.Berlinde eskiden tanıdığı bayan arkadaşı Seza eşi Danyal ve arkadaşları Sabihle karşılaşır.Oradaki günlerini onlarla beraber geçirir.Ama kaçtığı Mithat Berlinde karşısına çıkar ve evlenme teklifi eder.Süheylanın içinde tereddütler vardır ve teklifini kabul etmez.Çünkü Mithat yanlışlıkla sevgilisinin ismiyle Süheylaya hitap eder.Sabihte kocası İrfanın eski arkadaşıdır ve Süheylaya ilgi duymaktadır.Ama Süheyla irfan ile evlenmiştir.Yıllar sonra Süheylayla tekrar karşılaşınca çok mutlu olur ve Süheylaya evlenme teklifi eder.Hatta Mithatla da okuldan ve ordudan arkadaş olduğu için oteldeki odasında eski sevgilisinin resimlerinin olduğunu Süheylayı onun kadar sevmediğini itiraf eder.Süheyla Mithat ve arkadaşlarıyla tekrar karşılaştığı bir gün Mithat'a inat yaparak Sabihle nişanlandığını duyurur.Tam melankolik bir aşk hikayesi ve sürekli çelişkide olan bir kadın.Aşk mı?Haysiyet mi?Kalp mi?Akıl mı?Osmanlıca terimler çok fazla bazı kelimelerin türkçe karşılığını bulmak zorunda kalıyorsunuz buda okumayı biraz güçleştiriyor.
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma
3/10
·192 syf.··
2023 3. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2023 01:39
Genç yaşta eşini kaybedip dul kalan Süheyla’nın hikayesi bu kitap. Uzun yalnızlığından sonra eskidende tanıştığı Mithat’a aşık oluyor ve ona aşkını ilan etmek istediğinde aşkının karşılıksız olduğunu ve mithat’ın sevgilisi olduğunu görüyor. Kendini yiyip bitiyor. Tam melankolik aşk hikayesi. Yalnız çok basit bir konusu var. Sanırım ben daha iyi kitaplar okuduğum için Suat Derviş’in kitaplarını beğenemiyorum. Daha önce iki kitabını daha okudum onlarda da aynı duyguları yaşadım. Şunu düşünüyorum 18-19 yaşlarında okusaydım severdim. Yine de çok kötü olduğunu söylemiyorum, her okurun zevki farklıdır. Mesela kalın kitaplardan bunaldığınızda, yorulduğunuzda nefes almak için belki okunabilir. Umarım anlatabilmişimdir.
Edebiyat
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma
6/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 21:11
Roman, temelinde bir aşk ve sadakat hikayesi gibi görünse de, aslında Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir toplumun birey üzerindeki etkilerini işliyor. Suat Derviş, karakterlerinin iç dünyasını tahlil ederken dönemin toplumsal normlarını ve kadının toplumdaki konumunu 'gönül' kavramı üzerinden sorguluyor.
Gönül GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2016188 okunma

Yazar Hakkında

Suat DervişYazar · 36 kitap
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde gazeteciliğe başlayan Suat Derviş Hanım, ülkenin öncü gazetecilerinden biri ve döneminin en üretken yazarlarındandır.. Otuza yakın roman, pek çok hikaye, makale, eleştiri ve çeviriler yayımlanan Suat Derviş'in en bilinen eseri Fosforlu Cevriye'dir. Eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardandır. Adı, toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci, ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucusudur. Kadın hakları, demokrasi alanlarında mücadele etmiş bir aktivisttir. 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin ortanca çocuğu idi. Ailesi ona Hatice Suat adını koydu ancak Suat erkek ismi olduğundan kayıtlara Hatice Saadet olarak geçti. Babası, Darülfünun'un kurucularından kimyager Müşir Derviş Paşa'nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş Bey, annesi Abdülmecid'in mabeyncilerinden Kamil Bey'in kızı Hesna Hanım'dır. Osmanlı'da Telefon İdaresi'nde çalışmaya başlayan ilk kadınlardan Hamiyet Hanım'ın kardeşidir. Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi. Eğitimine Kadıköy Numune Rüştüyesi'ne, ardından Bilgi Yurdu'na devam etti. Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. Hezeyan başlıklı mensur şiirini, çocukluk arkadaşı Nazım Hikmet 1918'de Alemdar gazetesinin edebiyat ekine göndererek yayımlattı. Bu, onun yayımlanan ilk eseridir. Henüz çocuk yaşta olan Suat Derviş edebiyat dünyasına Mehmet Rauf tarafından 'hassas bir ruha sahip ve olgun bir müellifin habercisi" olarak tanıtıldı. Bu yıllarda Nazım Hikmet ile arkadaşlığının şairin ona duyduğu tek taraflı bir aşka dönüştüğü iddia edilir. Şair Nazım Hikmet, 1920'de Gölgesi adlı şiirini Suat Derviş'e ithafen yazmıştır. İlk eserleri Suat Derviş'in ilk romanı olan Kara Kitap 1921 yılında basıldı. Edebiyat dünyasında hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu eserde ölüme mahkum güzel ve hassas bir genç kızın son nefesine kadarki yaşama arzusunu belirten iç seslerini ve duygularını anlattı. 1923'de yazdığı Hiç Biri romanını, Ne Ses Ne bir Nefes (1923), Bir Buhran Gecesi (1924), Fatma'nın Günahı (1924), Gönül Gibi (1928) ve Latin harfleri ile yazdığı ilk eser olan Emine(1931) romanları izledi. Bu romanlarında İstanbul'un üst düzey yaşamından kesitler sundu; ilişkileri anlattı; kadının toplumsal konumunu özgürlük talebini irdeledi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İlk gazetecilik deneyimleri Derviş, ilk romanı yayımlandığı sırada Alemdar gazetesinde çalışmaktaydı. 1922'de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Bey'le ilk röportajı Alemdar gazetesi için yaptı. Bir süre sonra Alemdar'dan ayrılıp İkdam'a geçti ve gazetede bir kadın sayfası hazırlayacak bu konuda öncü oldu. Berlin yılları 1927'da konservatuar eğitimi için kardeşi Hamiyet Hanım ile birlikte Almanya'ya gönderildi; Berlin'de Sternisches Konservatuvarı'nda piyano dersleri aldı. Bir süre sonra ailesinden habersiz Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne kaydoldu. Faşizmin yükselmesine tanıklık ettiği Almanya'da öğrenciliği sırasında gazete ve dergilerde çalıştı. Yazıları çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinden siyasi gazetelere kadar pek çok yayın organında yayımlandı. 1932'de babasının ölümü üzerine fakülteden mezun olmadan Türkiye'ye döndü. Yurda dönüş ve 1930'lu yıllar Yurda döndükten sonra Babıali'nin başarılı muhabirleri arasına girdi; İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara'da çıkan pek çok gazetede yazılar yayımladı. Bir yandan da roman tefrika etmeyi sürdürdü. Onu Bekliyorum (1934), Onları Ben Öldürdüm (1935), Baba Oğul (1936) romanları çeşitli gazetelerde tefrika edildi. Resimli Ay'da çalışmaya başlaması ile solcu basın dünyasına adım attı. 1936 yılında Son Posta gazetesinde çalışırken Montreeux Konferansı'nı izlemeye gitmesi ona yurtdışına giden ilk kadın gazeteci unvanını getirdi. 1936 yılından itibaren çalışmaya başladığı Tan gazetesinde kadın sorunlarına değindi ve dış siyaset olayları ile ilgili haberler yaptı. Bu gazetede çalıştığı dönemde Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, düşünce dünyasını etkiledi. Dönüşünde yayımladığı röportaj dizisi, "kıpkızıl komünist" olarak damgalanmasına ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmasına neden oldu. Gezinin yapıldığı 1937'de tefrika edilen Bu Roman Olan Şeylerin Romanı görüşlerindeki değişimi yansıtır. Gazetelerde nazizme, faşizmin yükselişine ve adaletsizliğe karşı yazılar yayımlarken romanlarında köşklerde yaşanan aşkları, yemek ziyafetleri ve davetleri yazmayı reddeden yazar, artık toplumcu- gerçekçi bir edebiyat anlayışına yönelmiştir. 1938'de Bir İstanbul Gecesi tefrika edildi, 1939'da "Hiç romanı yayımlandı. Politik yaşamı ve mahkumiyeti Suat Derviş'in sol görüşleri, kısa süren ilk üç evliliğinin (Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile) ardından 1941 yılında Türkiye Komünist Partisi (TKP) genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile yaptığı evlilik ile pekişti. Baraner ve Derviş'i bir araya getiren, partinin talebi doğrultusunda çıkarttıkları "Yeni Edebiyat Dergisi" olmuştu. Çift, Türkiye'de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan dergiyi 15 Ekim 1940-15 Kasım 1941 arasında yirmialtı sayı yayımladı. Derviş, dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Hasan İzzettin Dinamo gibi genç yazar ve şairlerin tanınmasına yardımcı oldu. 1944'te Zeynep İçin romanını yazdı. Aynı yıl Biz Üç Kardeşiz, Fosforlu Cevriye, Çılgın Gibi' romanları gazetelerde tefrika edildi. "Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum?" adlı incelemesinin 1944'te yayımlanmasından sonra gazeteci kimliği ile hiçbir yerde iş bulamayan Suat Derviş, gerçek ismi olan 'Hatice Saadet Baraner' yerine takma adla yazılar yazmaya başladı. Aynı yıl TKP Soruşturmaları ve tutuklamaları çerçevesinde eşi Reşat Fuat Baraner ile birlikte tutuklandı. Sorgu sırasında çocuğunu düşüren yazar, Reşat Fuat Baraner'i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi'ne katıldığı gerekçesiyle yargılandı, 8 ay tutuklu kaldı. Hapisten çıktıktan sonra büyük sıkıntı çekti.. Geçimini sağlamak için Almanca, İngilizce ve İtalyanca çeviriler ve editörlük yaptı. Tiyatro piyesleri ve radyo skeçleri yazdı. 1947'de "Büyük Ateş ", 1950'de "Yaprak Kıpırdamasın " romanları tefrika edildi. Paris yılları 1951'de tekrar tutuklanan eşinin 1953'de yargılanmaya başlaması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığına karşılık ülkeden ayrıldı; İsveç'teki ablasının yanına yerleşti. Avrupa'da çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı; kendisini yurtdışında tanıtacak kitapları kaleme aldı. Zeynep İçin romanını Ankara Mahpusu adıyla yeniden yazdı. Romanı, ablası Hamiyet Hanım Fransızca'ya çevirdi. 1957'de Le Prisonnier d'Ankara adıyla yayımlanan eser on sekiz dile çevrildi ve o kadar beğenildi ki eleştirmenler tarafından Ivo Andriç'in Drina Köprüsü'nden bile daha iyi bulundu. Daha önce yayınlatamadığı Çılgın Gibi eserini Fransızca'ya çevirdi. Eser, Les Ombres du Yali (Yalının Gölgesi) adıyla 1958'de yayımlandı. Yurda dönüşü Reşat Fuat Baraner'in hapisten çıkmasının ardından 1963 yılında Türkiye'ye döndü. Bu dönemde takma isimler roman ve hikayeler, çocuk masalları yazdı, tercümeler yaptı. Aksaray'dan Bir Perihan adlı romanı 1963'te Gece Postası'nda tefrika edildi. Fosforlu Cevriye, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968'de May Yayıncılık tarafından Ankara Mahpusu ile birlikte yayımlandı. Son yılları ve ölümü 1968 yılında eşini, 1970 yılında ise ablasını kaybetmesi onu derinden etkiledi. İki gözünde de ciddi sağlık sorunları çıkana kadar yazmaya devam etti. Moskova'da geçirdiği ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından arkadaşı Neriman Hikmet ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliği'nin kuruluşunda görev aldı. Derneğin kapatılması üzerine yeniden yazarlığa ağırlık verdi. Sürekli göz altında tutulan Şişli'deki evini devrimci gençlere açıp onları gizledi. 1971'de evi basıldı, birçok solcu genci evinde sakladığı ortaya çıkınca tutuklandı. Ertesi sene Fosforlu Cevriye 'yi Gülriz Sururi için senaryoya dönüştürdükten kısa süre sonra şeker hastalığının vücudunda yarattığı tahribat sonucu hastaneye kaldırıldı. 23 Temmuz 1972'de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi'nde hayatını kaybetti.