Dış bir gücün tehditiyle birleşmeye en iyi örnek Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusunda kurulan Çeroki konfederasyonudur. Çerokiler aslında 30 ya da 40 bağımsız şefliğe bölünmüşlerdi, şefliklerin her biri aşağı yukarı 400 kişilik bir köyden oluşuyordu. Beyazlar gelip yerleştikçe Çerokilerle beyazlar arasında anlaşmazlıklar çıktı. Çerokilerin arasında bazı kişiler beyaz bir göçmene ya da tacire saldırdığı zaman beyazlar farklı Çeroki şefliklerini birbirinden ayıramadıkları için ya askeri bir eylemle ya da ticarete son vererek Çerokilerden ayrım gözetmeden intikam alıyorlardı. Buna karşılık Çeroki şeflikleri de 18. yüzyıl boyunca yavaş yavaş kendilerini tek bir konfederasyon halinde birleşmek zorunda buldular. İlkin bu büyük şeflikler 1730'da Moytoy adında genel bir lider seçtiler, daha sonra onun yerine 174l’de oğlu geçti. Bu liderlerin ilk işi beyazlara kendi başlarına saldıran Çerokileri cezalandırmak ve beyaz hükümetle başa çıkmaktı. 1758 dolaylarında Çerokiler daha önceki köy
meclislerine benzeyen yıllık bir meclis kurdular, bu meclis bir köyde (Echota da) toplanıyordu, böylece bu köy fiilen “başkent” oldu. En sonunda (XII. Bölüm’de gördüğümüz gibi) Çerokiler okuryazar hale geldiler ve yazılı bir anayasa benimsediler.