T F

Derin bir bilimsel kavrayışa sahip kişiler arasında, kendine özgü bir dini duyguya sahip olmayan neredeyse yok gibidir. Fakat bu, sıradan insanın dininden farklıdır. Onun için Tanrı ödüllerinden yararlanılan ve cezasından korkulan bir varlıktır, bir çocuğun babasına karşı hissettiklerinin ulvileştirilmiş haline benzer. Her ne kadar içinde korkuyla karışık bir saygı barındırsa da belli bir dereceye kadar kişisel ilişkiye girilen bir varlıktır. Ancak bilim insanı, Evrensel nedenselliğin anlamına vakıftır. Onun için gelecek, tıpkı geçmiş gibi zorunludur ve belirlenmiştir.Ahlak tamamen insana dair bir meseledir tanrısallıkla hiçbir ilgisi yoktur. Dini duygu, müthiş bir aklın dışavurumu olan doğa yasalarının uyumu karşısında duyulan coşkulu bir hayret biçiminde kendini gösterir. Insanın tüm sistematik düşüncesi ve eylemleri bunun yanında yalnızca önemsiz birer fikirden ibaret kalır. Bencil arzuların esaretinden kurtulabildiği sürece bu duygu, hayatını ve çalışmalarını yönlendiren en temel ilkedir. Şüphesiz ki bu, her dönemde dindar dahileri meşgul eden soruyla benzerlik gösterir.
Sayfa 44
Felsefe-Düşünce
Reklam
Bir arkadaşım, içinde bulunduğumuz bu materyalist dünyada, tek dindar insanın işini ciddiye alan bilim adamları olduğunu söylerken haksız sayılmazdı.
Sayfa 43
Felsefe-Düşünce
Koyun sürüsüne benzeyen kitleler gazeteler aracılığıyla o kadar kolay kışkırtılabilir ki, iki hafta içinde bazı kesimlerin beş para etmeyen amaçları uğruna üniformalarını kuşanıp taşkın bir öfkeyle öldürmeye ve öldürülmeye hazır hale gelebilirler.
Sayfa 26
Felsefe-Düşünce
Polikadaki sorun yalnızca liderlik vasfı taşıyanların yokluğu değildir, vatandaşların adalete ve onun bağımsızlığına karşı inançlarının önemli ölçüde azalmış olmasıdır. Böyle bir bağımsızlık anlayışını temel alan demokratik, parlamenter sistem pek çok yerde sarılmış, insan haysiyeti ve bireysel haklara olan inanç eskisi kadar kuvvetli olmadığı için ortaya çıkan diktatörler hoşgörüyle karşılanmıştır.
Sayfa 26
Felsefe-Düşünce
... Bu konu beni sürü doğasının o en kötü uzantısına nefret ettiğim askeri sisteme getiriyor. Bir insanın bir bando ezgisine uygun adım yürümekten zevk alması, onu hor görmem için zaten yeterli bir neden. Belli ki bu insana o koca beyni yanlışlıkla verilmiş; pekala yalnızca bir omurgayla da hareket edebilirdi. Uygarlığın bu vebadan bir an önce kurtulması gerekir. Emir altındaki kahramanlık, duyarsız vahşet ve vatanseverlik adıyla yürütülen bulaşıcı pespayelik... Bunlardan o kadar nefret ediyorum ki! Savaş bana göre kötü niyetli ve alçakça bir şey. Bu rezilliğin bir parçası olmaktansa küçük parçalara doğranmış olmayı tercih ederim.
Sayfa 20
Felsefe-Düşünce
Reklam