Peter Singer (1946 - )
Singer insanların hayvanları yemeden de sağlıklı yaşayabileceği gerekçesiyle, hepimizin vejetaryen olması gerektiğini ileri sürer.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zihniniz bir programsa, şu anda kafanızın içerisindeki beyin dokusunun vıcık vıcık kütlesinde işliyor olması, onun gelecekte
parlak büyük bir bilgisayarda işleyemeyeceği anlamına gelmez. Süper zeki bilgisayarların yardımıyla birisi, zihninizin oluşturduğu milyonlarca işlevsel bağlantının bir haritasını çıkarabilirse, o zaman bir gün ölümden kurtulmak da mümkün olabilir. Beyniniz bir bilgisayara yüklenebilir ve böylece vücudunuz gömüldükten ya da yakıldıktan çok sonra bile çalışmaya devam edebilir. Bunun iyi bir varoluş biçimi olup olmayacağı başka bir meseledir.
Eğer Searle haklıysa, yüklenen zihin, görünüşte bilinçli olduğunu gösteren tepkiler verse de, şu an sahip olduğunuz türden bir bilince sahip olacağının garantisi yoktur.
Rawls, tartışmaya yol açacak şekilde, yetenekli bir atlet ya da yüksek zekalı biri olmanın, otomatik olarak bireylere daha yüksek kazanca sahip olma hakkını vermeyeceğine inanır. Bunun bir nedeni de sportif yetenek ya da zeka gibi şeylerin, şans meselesi olduğuna inanmasıdır. Çok hızlı bir koşucu ya da muazzam bir
basketbol oyuncusu ya da üstün zekalı biri olmanız, daha çok kazanmayı hak ettiğiniz anlamına gelmez. Atletik olarak yetenekli olmak ya da zeki olmak, "doğal piyango"yu kazanmanın
bir sonucudur. Pek çok kişi Rawls'a şiddetle karşı çıkar ve mükemmelliğin ödüllendirilmesi gerektiğini düşünür. Ancak Rawls, bir şeyde iyi olmakla daha fazlasını hak etmek arasında
otomatik bir bağlantı olmadığını düşünmektedir.
john Rawls (1921-2002)
Rawls'un dahice fikri, hepimizin sahip olduğu birtakım bencilce önyargıları önemsiz gösteren bir düşünce deneyi -buna "İlk Konum" diyordu- bulmaktı. Temel düşüncesi fazlasıyla yalındır: Daha iyi bir toplum tasarla; ama bunu, toplumda hangi konumda olacağını bilmeden yap. Zengin, fakir, engelli, güzel, erkek, kadın, çirkin, zeki ya da akılsız, yetenekli ya da yeteneksiz, eşcinsel, biseksüel ya da heteroseksüel olup olamayacağını bilmeden. Rawls, sonunda kendinizi nerede bulacağınızı ya da nasıl biri olacağınızı bilmediğiniz için bu hayali "cehalet örtüsü" altında daha adil ilkeleri seçeceğinizi düşünür. Kendi yerinizi bilmeden
seçim yapmaya dayalı bu basit yöntemden yola çıkarak adalet teorisini geliştirir. Teorisi, tüm mantıklı insanların kabul edeceğini düşündüğü iki ilkeye dayanmaktadır: Özgürlük ve eşitlik ilkeleri.
İlk ilke Özgürlük İlkesidir. Bu, herkesin, ellerinden alınmaması gereken bir dizi temel özgürlük hakkına sahip olmasıdır; örneğin
inanç özgürlüğü, liderlerine oy verme özgürlüğü ve geniş çaplı bir ifade özgürlüğü. Bu özgürlüklerin bazılarını kısıtlamak insanların büyük çoğunluğunun hayatlarını daha iyi hale getirebilecek olsa bile, Rawls, bu özgürlüklerin çok önemli olduğunu ve her şeyden önce bunların korunması gerektiğini düşünüyordu. Bütün liberaller gibi Rawls da bu temel özgürlüklere yüksek bir değer veriyor, herkesin temel özgürlüklere hakkı olduğuna ve bunların insanların elinden alınmaması gerektiğine inanıyordu.
Rawls'un ikinci ilkesi olan Farklılık İlkesi tamamen eşitlikle ilgilidir. Toplum, en çok ezilen gruplara daha fazla servet eşitliği ve fırsat
verebilecek şekilde düzenlenmelidir. İnsanlar farklı miktarlarda para kazanıyorsa, bu eşitsizlik ancak en kötü durumdakine doğrudan yardım ediliyorsa mümkün olabilir. Bir
John Rawls (1921-2002)
İnsanlar daha iyi bir dünyayı tanımlarken, fark etseler de fark etmeseler de, kendi konumlarını düşünme eğilimi gösterirler. Bu önyargılar ve peşin hükümler siyasi düşünmenin biçimini
bozar.