Kendimiz olabilmek için kendimize sahip olmalıyız, hayat hikayemize sahip çıkmalı, onu kaybettiğimizde yeniden edinmeliyiz. Kendimizi "hatırlayarak" kendi içsel hikayemizi, anlatımımızı yeniden derlemeliyiz.Kişinin kimliğini ve benliğini koruyabilmesi için böyle bir anlatıya, süreklilik gösteren bir içsel anlatıya ihtiyacı vardır.
"Önceden de söylediğim gibi, sevginin bu türü düşünülmüş taşınılmış, ölçülü biçili bir şey değil. Birden geliveriyor, kimse bilmiyor nerden geldiğini, kimsede açıklamıyor. Açıklanması da gerekli değil."