Bu kadim ve mukaddes diyar, niçin bu kadar kin ve nefretle yoğrulmuş? Dicle ve Fırat havzasında yaşayan insanlar neredeyse hepsi aynı esaretin zincirleriyle bağlı olmalarına rağmen, niçin bu kadar birbirlerine düşman, niçin birbirlerine karşı bu kadar acımasız?
Kentsel yaşam insana yeni engellemeler getirmektedir. Üstelik bu engellemeler, tanrısal yasalar ve yazıyla insanı daha keskin hatlar içerisine hapsetmektedir. İnsanın dil yoluyla tanıştığı kültür, yazı yoluyla kader olmaktadır.İnsan kendi çizdiği dairenin içerisinde hapsolmakta, anne yasaklamakta ve bilinçdışı yarığı genişlemektedir. Doğada küçük klanlar halinde ve özgür yaşayan insan için, sınırları yazıyla ve yasaklarla belirlenmiş bir hayatın başlangıcıdır. Kaderin insanın alnına yazılamasıdır bu.