Bizim ömrümüz, bütün suçlarımızı muhaliflerimize yüklemekle geçmiştir. Büyük politika sandık bunu… Yatkınmışı, alıştık. Daha beteri, en suçlularımıza, en utanmazlarımıza uyarak, doğru söyleyenlere, hiçbir suçu olmayanlara diş biledik yıllarca… Giderek muhaliflerimizle aramızdaki ilintileri hırsızlarımız, alçaklarımız, manyaklarımız denetler hale geldi. Bu heriflerin ne kadar rezil, ne kadar işe yaramaz olduklarını… Ne demek işe yaramaz! Tersine, kancıklıklarını… Aptallıklarını.. Çalıp çırptıklarını bile bile, muhaliflerimizi en alçak iftiralarla karalamalarını beğeniyorduk, sırtlarını sıvazlayarak kışkırtıyorduk, mükafat olarak da çalmalarına, namuzsuzluklarına göz yumuyorduk.
Her zengin senin istediğin işi göremez dediydi. Dediydi ki, Milli zenginin adı, burjuvadır. Batı'da derebeyliğin içinde yetişir bu hayvan. Bundan önce de tarihte zengin vardır ama, hiç biri burjuva değildir. Hele doğudakiler hiç değildir, dediydi. Anlattıydı burjuvanın özelliğini. İşe yatırırmış eline geçeni, son meteliğine kadar. Gerçekten hürlük istermiş ki, pazardaki rakipleriyle boğuşmaya girişip hepsini ortadan kaldırsın!
Sizinkilerde burjuva çekirdeği yoktur, olamaz da hiç dediydi, Bu sebeple bunlar sırtında devlet dayanağını aralıksız duymak isterler, bunlar tekel isterler. Yani isterler ki, devlet her işi bunların yerine yapsın, bütün tehlikeleri ortadan kaldırsın, zararlarını da gerektiğinde yüklensin! Bunlara salt, kürekle para toplamak kalsın… Topladıklarını yeniden yatırmayı da kendilerinden hiç kimse istemesin. Kazansınlar, kazandıklarını saklasınlar, taşa toprağa gömsünler, hatta yabancı ülkeler bankalarına kaçırsınlar. Devleti bırak, kendi kendilerine destek olamaz bunlar… İş bilmedikleri için, azınlıkların elinden iş alanlarını da çekip alamaz hiç biri… Belki bunlarla ortak olur kimisi, böylece de, devlet, eskiden bir ödüyorsa, beş ödemek zorunda kalır.
Bütün okuduklarımızı, bildiklerimizi, düşündüklerimizi aydın kişiler olarak, bunaltı zamanlarında, kurtulmak İçin kullanacağımıza, bu bunaltıya büsbütün batmak için kullanıyoruz.
“Yaşlılar, hemen bütün söylenenlere karşı gelirler, uzun boylu danışırlar, mümkün mertebe az tehlike göze almaya çabalarlar, pek çabuk pişman olurlar, çoğu zaman tam kertesinde atılamazlar, bu yüzden değersiz başarılarla yetinirler...”