"Insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. Lakin tembelliğe alışmış olan kafası bunu bulamıyor, bulmak için uğraşmaya üşeniyor, yanlış ve bayağı olduğunu sezdiği şeyleri de kabul edemediği için selameti firarda buluyordu..."
Güzel bir tarihi kurgu. Ama kurgu olduğunun dışına çıkıyor ve yaşıyorsunuz kitabı. Birçok kültürel aktarım da cabası. Beni en çok etkileyen noktalardan biri Iran'ın meşrutiyeti için farklı ırktan insanların da canla başla mücadele ediyor oluşuydu. Özgürlük ne mühim dedirtti yine. Başkalarının özgürlüğü için çaba sarfeden insanların da erdemine bir saygı duruşu geçti içimden. Yer yer Hayyam'ın Rubaiyatları mistik bir hava da soluttu bana.
"Kralına karşı haklı olan bir vekil, kocasına karşı haklı olan bir kadın, subayına karşı haklı olan bir nefer; bunların hepsi iki kat cezaya çarptırılmaz mı? Zayıflar için haklı olmak bir suçtur.