Ne dediğini çok iyi anlamasam da İsviçrelilerin, Rusların buralara kadar gelmesine izin vermeyeceklerini söyleyerek beni rahatlatmaya çalıştığını anlıyorum. Korkmamam gerektiğini söylüyor, bundan böyle üzülmemem, artık güvende olduğumu. Gülümsüyorum,
ona Ruslardan korkmadığımı, üzülüyorsam da şimdi bütünüyle güven içinde, işten, fabrikadan, alışverişten, bulaşık yıkamaktan, yemek pişirmekten, uyumak ve ülkemi biraz daha uzun süre düşünmek için pazar günlerini beklemekten başka yapacak işim olmadığı için üzülüyorum diyemem ki ona.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fabrikada herkes bize nazik davranıyor. Gülümsüyorlar, konuşuyorlar bizimle fakat hiçbir şey anlamıyoruz.
Çöl burada başlıyor işte. Sosyal çöl, kültürel çöl.
Ülkemi terk etmeseydim nasıl bir hayatım olurdu?
Daha zor, daha yoksul sanırım ama daha az yalnız, daha az parçalanmış, mutlu belki de.
Emin olduğum bir şey varsa, o da yine yazacak olduğumdur, nerede ve hangi dilde olursa olsun.
yaşadığı çağı ve ülkesini -nefret ve aşkla, üstelik mizahi bir yaklaşımla- eleştirmekten ve yerden yere vurmaktan asla geri durmayan Avusturyalı büyük yazar Thomas Bemhard'ı anmadan geçemeyeceğim.
12 Şubat 1989 'da öldü. Onun için ulusal ya da uluslararası yas ilan edilmedi, sahte gözyaşları dökülmedi, belki gerçek gözyaşları bile dökülmedi. Edebiyat için ne
denli büyük bir kayıp yaşandığını yalnızca aralarında benim de olduğum sadık okurları fark etti: Thomas Bemhard, bundan böyle yazamayacaktı. Daha da fenası: Ardında bıraktığı yazılarının yayımlanmasını yasaklamıştı. Evet adlı kitabın dahi yazarından topluma son bir "hayır" cevabıydı bu. Bu kitap şimdi burada, önümde; Beton, Bitik Adam, Ses Taklitçisi, Odun Kesmek ve diğer kitaplarıyla birlikte masanın üzerinde. Evet, okuduğum ilk kitabı. Bir kitabı okurken hiç bu kadar gülmediğimi söyleyerek pek çok arkadaşıma ödünç verdim onu. Sonuna kadar okuyamadan bana iade ettiler kitabı, okudukları şeyleri, öylesine "moral bozucu" ve "dayanılmaz" bulmuşlar ki. Metnin "komik" yönüne gelince, hiçbir satırında rastlayamamışlar ona. İçeriğinin feci olduğu doğru, zira bu "evet" tam anlamıyla bir "evet" fakat ölüme "evet", yani hayata bir "hayır" Yine de, istesin ya da istemesin, Thomas Bemhard, yazar olduğu iddiasını taşıyan herkese örnek olmak için sonsuza kadar yaşayacak.
Okuyacak bir şeyim varsa, gece lambasının ışığında okumaya devam ediyorum, sonra gözyaşları içinde uykuya dalarken gecenin içinden cümleler doğuyor. Etrafımda dönüyor, kulağıma fısıldıyor, bir ritim tutturuyor, şarkı oluyor, şiire dönüşüyor:
Dün, daha güzeldi her şey,
Ağaçlarda şarkılar,
Saçlarımda rüzgar
Ve açılmış avuçlarında Güneş.