tîn

tîn
@DEVRIMTIN
İzliyor, okuyor ve yazıyorum. Savrulmaktan kurtulamıyorum ama yaşamaya katlanmaya çabalıyorum. Ve buraya izlenimlerimi bırakıyorum.
Genellikle yazma işini kafamın içinde yapıyorum. Daha kolay oluyor. Kafada her şey sorunsuzca işliyor. Ama yazmaya başlanıldığı an düşünceler dönüşüyor, şekil değiştiriyor ve her şey yanlış oluyor. Sözcükler yüzünden.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben de susamıştım. Başımı arkaya doğru atıp kollarımı iki yana açarak kendimi yere bıraktım. Yüzümü soğuk çamura gömdüm ve hiç kımıldamadan durdum. İşte böyle öldüm ben. Kısa süre sonra bedenim toprağa karıştı
Line seni seviyorum. Seni gerçekten seviyorum, Line, ama bunu düşünecek zamanım yok, düşünmem gereken öylesine çok şey var ki, şu rüzgâr örneğin, şimdi çıkıp rüzgârda yürümem lazım. Seninle olmaz Line, kızma bana. Rüzgârda yürümek tek başına yapılacak bir iş, çünkü bir kaplan ve, müziği kuşları öldüren bir piyano var; korkuyu ancak rüzgâr uzaklaştırabilir, bilinen bir şey bu, çoktan beri ben de biliyorum.

tîn

, bir kitap okudu
8/10
·48 syf.·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 15:56
·
2025 40. kitabı
Agota Kristof
8.4/10 · 3.713 okunma
Okumayı öğrendim, okumayı yeniden öğrendim. Fransızca okumak istediğim her şeyi, Victor Hugo'yu, Rousseau'yu, Voltaire'i, Sartre'ı, Camus'yü, Michaux'yu, Francis Ponge'u, Sade'ı okuyabiliyorum ve bunların yanı sıra Fransızcaya çevrilmiş yazarları, Faulkner'ı, Steinbeck'i, Hemingway'i okuyabiliyorum. Bir sürü kitap, sonunda benim de anlayabildiğim kitaplar. İki çocuğum daha olacak. Onlarla okumayı, yazım kurallarını, fiil çekimlerini öğrenmeyi sürdüreceğim. Bana bir kelimenin anlamını ya da yazılışını sorduklarında asla, "Bilmiyorum," demeyeceğim. "Bir bakayım, "diyeceğim. Ve bıkıp usanmadan sözlüğe bakacağım. Bir sözlük tutkununa dönüşeceğim. Fransızcayı, anadili Fransızca olan yazarlar gibi asla yazamayacağımı biliyorum, yine de yazabildiğimce, elimden geldiğince yazacağım. Bu dili ben seçmedim. Kader, rastlantılar; koşullar dayattı onu bana. Fransızca yazmak, mecburum buna. Bu bir meydan okuma. Okuma yazma bilmeyen birinin meydan okuması.