"Ey insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz! İbret alınız! Yaşayan ölür, ölen fena bulur! Olacak neyse olur. Yağmur yağar, otlar biter; çocuklar doğar, annelerinin ve babalarının yerini alır. Derken, hepsi ölür gider! Hadiselerin ardı arkası kesilmez; hepsi birbirini kovalar. Kulak tutunuz, dikkat kesiliniz; gökte haber, yerde alınacak şeyler var. Yeryüzü büyük bir divan, gökyüzü yüksek bir tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada kalıp da uykuya mı dalıyorlar?
Duygusal sıkıntılar, zihinsel yaşama müdahale edebilirler ve bu hoş olmayan sonuçlar doğurur. Kaygılı, öfkeli ya da bunalımlı öğrenciler öğrenemezler; bu tür kişiler bilgiyi etkin bir biçimde anlayamaz ya da onu işleyemezler. Duygular konsantrasyonu bastırdığında, yitip giden şey; bilişsel bilimcilerin işleyen bellek dedikleri, yapılmakta olan iş hakkındaki tüm bilgileri zihinde tutma yeteneğidir.