Hadrianus’un 115 yılındaki Antakya depremini yerinde yaşadığını öğrendiler. Selefi olan imparator Trajan ile beraber Perslere karşı yapılacak seferin hazırlıkları için oradaydı.
13 Aralık gecesi Antakya tamamen yıkılmış, 260.000 insan can vermiş, hayatta kalanlar haftalarca soğukla pençeleşmişti. Tarihçi Cassius Dio, depremin yüksek bir kükreme sesiyle başladığından, yerin şiddetle sarsıldığından ve ağaçlarla insanların adeta havaya fırlatıldığından bahsediyordu. Binlerce insan enkaz altında açlıktan ölmüştü. İmparator ve halefi ise depremi hafif yaralarla atlatmıştı. Bu, Antakya’nın depremle bilinen ilk yıkılışıydı. Trajedinin 6 Şubat 2023 depreminden farkı yoktu. Doğanın vahşeti, Anadolu’nun 1908 yıllık gelişme çabasını küstahça hiçe saymıştı.
“Dimağlarımızı mühürledik. Tahayyül etmekten, yeni fikirler üretmekten korkuyoruz, sindik. Oysa büyük keşifler işlek zihinlerde zuhur eder. Bizde ezelden beridir ustalar uzun ve meşakkatli yıllar sonunda vâkıf oldukları hünerleri bir sanat sırrı olarak saklamayı bir erdem addederler. Kendi bilgimizi aktarmaktan aciz bizler şimdi de diğer fikirlerin intikaline ket vurur olduk. Gaflet içindeyiz oğlum, gaflet içindeyiz.”