“Ben Beni Çok İhmal Ettim” – Kendine Geç Kalmış Bir Kalbin Güncesi
Bazı kitaplar okunmaz, insanın içinde yankılanır. Ben Beni Çok İhmal Ettim de tam olarak böyle bir kitap… Sayfaları çevirdikçe bir başkasını değil, yıllardır susturduğun kendi sesini dinliyorsun. Ve en sarsıcı olan şu: İhmal edilen aslında zaman değil, insanın kendisi.
Bu kitap bana şunu fark ettirdi: İnsan en çok kendine geç kalıyor. Başkalarını anlamaya, yetişmeye, onarmaya çalışırken kendi içindeki kırıkları görmezden geliyor. Yazar, bunu öyle sade ama derin bir dille anlatıyor ki; her cümle bir aynaya dönüşüyor. Kaçtığın ne varsa yüzüne bakıyor.
Altını çizmeden ilerleyemedim. Neredeyse her sayfada durup düşündüm. Öyle ki kitap, okunup rafa kaldırılacak bir eser değil; tekrar tekrar dönülecek, her seferinde başka bir yerinden yakalayacak bir başucu kitabı. İçinden not aldığım, zihnime kazınan o kadar çok cümle var ki… Bazıları insanın içini acıtıyor, bazıları ise iyileştirmeye başlıyor.
Kitabın en güçlü tarafı, abartıya kaçmadan derinleşebilmesi. Ne bağırıyor ne öğretiyor… Sadece gösteriyor. Ve gösterdiği şey şu: Kendine dönmeden hiçbir şey tamamlanmıyor. Sevgi de, sabır da, hayat da eksik kalıyor.
Benim için bu kitap, bir yüzleşme metni oldu. “İhmal ettiğim ne varsa, aslında kendimim” dedirtti. Okurken yer yer kırıldım, yer yer toparlandım. Ama en önemlisi, kendime biraz daha yaklaşabildim.
Eğer siz de bir süredir kendinizi erteliyorsanız, başkalarına yetişirken kendinize geç kalıyorsanız… Bu kitap sizi sessizce yakalayacak.
Ve belki de en doğru yerden başlayacaksınız:
Kendinizden.