Duygu Kavuklu

Duygu Kavuklu
@DUYGU_89
Kalbini kitaplara emanet etmiş bir yolcu
Öğretmen
Gazi Üniversitesi
Antalya
63 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·150 syf.··
2026 8. kitabı
Orhan Kemal’in Cemile romanı; aşkın, emeğin ve direncin sessiz ama güçlü hikâyesi. Cemile, hayatın yükünü taşıyan binlerce kadının simgesi gibi. Fabrika hayatı, geçim derdi ve insanların sert ama sıcak yanları çok gerçekçi anlatılmış. Orhan Kemal’in gücü de burada: Karakterleri kurmuyor, yaşatıyor. Cemile’nin suskun ama gururlu duruşu etkileyici. Necati’yle yaşadığı aşk ise büyük sözlerle değil; bakışlarla ve kırgınlıklarla büyüyor. Bu da hikâyeyi daha gerçek kılıyor. Roman sadece aşkı değil; işçi sınıfının mücadelesini, kadınların yükünü ve toplum baskısını da anlatıyor. Her satırında “Hayat tam da böyle…” hissi var. Orhan Kemal’in dili sade ama çok güçlü. Süslü cümleler kurmadan insanın içine dokunabiliyor. Cemile, okunup unutulacak bir kitap değil. Bitince karakterleri zihninizde yaşamaya devam ediyor. Sessiz ama derin bir iz bırakıyor.
CemileOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20175,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·192 syf.··
2026 7. kitabı
“Ben Beni Çok İhmal Ettim” – Kendine Geç Kalmış Bir Kalbin Güncesi Bazı kitaplar okunmaz, insanın içinde yankılanır. Ben Beni Çok İhmal Ettim de tam olarak böyle bir kitap… Sayfaları çevirdikçe bir başkasını değil, yıllardır susturduğun kendi sesini dinliyorsun. Ve en sarsıcı olan şu: İhmal edilen aslında zaman değil, insanın kendisi. Bu kitap bana şunu fark ettirdi: İnsan en çok kendine geç kalıyor. Başkalarını anlamaya, yetişmeye, onarmaya çalışırken kendi içindeki kırıkları görmezden geliyor. Yazar, bunu öyle sade ama derin bir dille anlatıyor ki; her cümle bir aynaya dönüşüyor. Kaçtığın ne varsa yüzüne bakıyor. Altını çizmeden ilerleyemedim. Neredeyse her sayfada durup düşündüm. Öyle ki kitap, okunup rafa kaldırılacak bir eser değil; tekrar tekrar dönülecek, her seferinde başka bir yerinden yakalayacak bir başucu kitabı. İçinden not aldığım, zihnime kazınan o kadar çok cümle var ki… Bazıları insanın içini acıtıyor, bazıları ise iyileştirmeye başlıyor. Kitabın en güçlü tarafı, abartıya kaçmadan derinleşebilmesi. Ne bağırıyor ne öğretiyor… Sadece gösteriyor. Ve gösterdiği şey şu: Kendine dönmeden hiçbir şey tamamlanmıyor. Sevgi de, sabır da, hayat da eksik kalıyor. Benim için bu kitap, bir yüzleşme metni oldu. “İhmal ettiğim ne varsa, aslında kendimim” dedirtti. Okurken yer yer kırıldım, yer yer toparlandım. Ama en önemlisi, kendime biraz daha yaklaşabildim. Eğer siz de bir süredir kendinizi erteliyorsanız, başkalarına yetişirken kendinize geç kalıyorsanız… Bu kitap sizi sessizce yakalayacak. Ve belki de en doğru yerden başlayacaksınız: Kendinizden.
Ben Beni Çok İhmal EttimOnur Kankaya · Destek Yayınları · 2026227 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Asılacak Kadın benim için bir roman değil; bir kadının sesi kısılırken dünyanın nasıl bu kadar gürültülü kalabildiğinin kanıtı. Melek… Adı ışık, kaderi karanlık. Onun yaşadıkları, bir insanın değil, bir düzenin suçudur. İçinde hâlâ kırılmamış bir çocuk masumiyeti varken, o masumiyetin üzerine eğilen ellerin gölgesi her şeyi kirletir. Ve Yalçın… Zambakla anlattığı aşkın, bir kadının ruhunda kara bir güle dönüşmesini izlerken verdiği o içsel çöküş, belki de romanın en sessiz çığlığıdır. Ağır Ceza Başkanı’nın iç sesi ise adaletin değil, gücün yankısıdır. Sözleri hüküm kurar ama vicdan kurmaz. Hüsrev Bey’in sapkınlığı ise bireysel bir karanlıktan çok, toplumun görmezden gelmeyi seçtiği bir çürümenin adıdır. Bu romanda asılan sadece Melek değildir. Asılan; bir kadının kendine ait olma hakkıdır. Ve en acısı, onun hayatının birkaç erkeğin dudaklarından dökülecek cümlelere sığdırılmasıdır. Ben bu kitabı kapattığımda, içimde tek bir cümle kaldı: Bazı kadınlar suçlu değildir… sadece yanlış dünyada doğmuşlardır.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 5. kitabı
Aziz Bey Hadisesi, kısa sayfalarına rağmen insanın içine ağır ağır çöken, bittikten sonra da ruhunda iz bırakan kitaplardan biri. Aziz Bey’in bu dünyaya sığamayan o masum, kırılgan ve incinmeye çok açık ruhu, aslında en büyük yarayı yine kendine açıyor. Onun yaşadığı şey yalnızca bir aşk acısı değil; biraz gurur, biraz tutku, biraz da insanın kendi içindeki boşluğu yanlış bir kişide doldurmaya çalışma çabası. Bu yüzden Aziz Bey’i okurken sadece ona üzülmüyor, insanın kendi kendine nasıl zarar verebildiğini de derinden hissediyorsunuz. Maryam ise hikâyede yalnızca bir kadın karakter değil; Aziz Bey’in içinde büyüttüğü duygunun, anlamın ve takıntının merkezine dönüşen bir simge gibi. Belki de asıl mesele Maryam’ın kim olduğu değil, Aziz Bey’in onda ne gördüğü. Çünkü bazen insan bir kişiye değil, o kişide kurduğu hayale tutuluyor. İşte bu yüzden kitap, aşkı romantikleştiren değil; aşkın takıntıya, takıntının da insanın içine çöken sessiz bir yıkıma nasıl dönüşebildiğini gösteren çok güçlü bir metin. Bu yönüyle bana Kürk Mantolu Madonna’yı da hatırlattı. Orada da sevgi, insanın iç dünyasında büyüyen ve giderek kaderine dönüşen bir his olarak işleniyordu. Burada da benzer şekilde sevmenin, insanı güzelleştirmek kadar tüketebilen bir tarafı var. Ama Aziz Bey Hadisesi, bunu çok daha kısa bir hacimde, son derece yoğun, sade ve vurucu bir biçimde başarıyor. Az sayfaya bu kadar duygu, bu kadar kırgınlık, bu kadar iç çöküş sığdırabilmek gerçekten takdire değer.
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 4. kitabı
Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü; hayatın tam ortasında, yorulmuş ama hâlâ umut etmeyi unutmamış bir kalbin hikâyesi. Okurken kendimi sadece bir karakterin değil, kendi iç sesimin peşinden yürürken buldum. Çünkü bu kitap; “yeniden başlamak için geç mi?” sorusunu öyle sade, öyle gerçek bir yerden soruyor ki… cevap zaten kalbinizde yankılanıyor. Satır aralarında insanın en kırılgan hâlleri var: pişmanlıklar, susulmuş cümleler, ertelenmiş hayatlar… Ama en çok da şu his var: Geç değil. Hiçbir şey için geç değil. Okurken sık sık durup düşündüm: Ben neyi erteliyorum? Neyi “sonra”ya bırakıyorum? Ve gerçekten yaşamaya ne zaman başlayacağım? Bu kitap bir hikâyeden çok, bir yüzleşme. Ama sert değil; şefkatli bir yüzleşme. İnsanı yargılamadan, nazikçe kendine döndürüyor. Eğer kalbinizin bir köşesinde “belki bir gün…” diye bekleyen bir hayat varsa, bu kitap size o günün aslında bugün olduğunu hatırlatıyor.
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,2bin okunma