"Mahzun gönül! sükût et! Güneş bulutlar arasında da neşr-i envar eder. Şikayeti bırak ! Senin bahtın da herkesin bahtı gibidir.Her hayatta fırtına saatleri,kederli, mazlum günler olmak gerek!"
Aciz anlarında ruhunu sık sık yakalayan derin yeis hiç sevmediği miskin ve karanlık bir hassasiyet,benliğine çöktü.Böyle zamanlarda hiçbir şeyi muhakeme edemez, mantığı dağılır gider. Gözleri kararır, kulakları uğuldar,etrafında ışıklar,çizgiler ve sesler,birdenbire silinip gaip olarak onun dışarı Dünya ile alâkasını keserler; o zaman,kızgın kafasının içinde, çığırından çıkmış binlerce duygunun, intibaın köpürdüklerini, kaynaklarını ve hiçbir yere boşalamadıkları için beynini yaktıklarını, şakaklarını kızarttıklarını hissederdi.
Şaşırmaktan içi bir davul gibi uğuldayan ve boşalan sesli başını ağır ağır önüne sarkıtıp, senelerden beri hep apansız, umulmaz, yepyeni vaziyetleri muhakeme etmekten yorulan zihninin muvakkat bir felci içinde, iyice bekledi. Sonu hep müphem istikametlerden hiçbirini tercih etmediği için yürüyemiyordu.
Tövbe,aklın sapkınlıklarından kurtularak kalbe sığınmaktır.ibadet,kendi kalbine çevrilmektir;bedenin ve bütün isteklerin kalbe dolmasıdır.Kalp ile yapılmayan ibadet,faydasız bir yorgunluktur;belki bir alışkanlık ve kör bir itaattır.