Jane Eyre, klasik bir aşk romanı gibi görünse de aslında hayata tutunmaya çalışan, yalnız ama boyun eğmeyen bir kızın hikâyesidir. Jane; güzelliğiyle, zenginliğiyle ya da çevresiyle değil, karakteriyle ayakta kalan bir kadındır. Çocukluğundan itibaren dışlanan, hor görülen, sevgisiz büyüyen biri olmasına rağmen içindeki adalet duygusunu ve kendine saygıyı asla kaybetmez.
Onu güçlü yapan şey bağırması değil, sessizce direnmesidir. Haksızlığa uğradığında susmaz ama kimseye de yaranmaya çalışmaz. Sevilmek için kendinden vazgeçmez. En çok da burada tanıdık gelir: Hayat ona kolay davranmaz, fakat o da hayata kolay teslim olmaz.
Jane Eyre, “Bir kadınım ama duygularım var” demekten çekinmez. Aşkı ister ama onurunun önüne koymaz. Yalnız kalmayı, yanlış bir hayatta eksik yaşamaya tercih eder. Bu yönüyle Jane, güçlü kadın olmanın sertleşmek değil, sınırlarını koruyabilmek olduğunu hatırlatır.
Bu kitap bana şunu düşündürdü:
Bazı insanlar hayata bir adım geriden başlar ama içlerindeki duruş, onları herkesin önüne geçirir. Jane Eyre, tam olarak böyle bir kızdır. Hayatla kavga etmez; kendi doğrularından vazgeçmeden yürür. Ve belki de en büyük cesaret budur.
Okurken Jane’i değil, kendim gibi birçok kadını gördüm: Yorulsa da vazgeçmeyen, yalnız kalsa da eğilmeyen, sevilmeyi beklerken kendini sevmekten vazgeçmeyen kadınları…
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.